ÇEVİRİ

26 Temmuz 2012 Perşembe

HAZRETİN NAMAZLA İLGİLİ SÜNNET VE ÂDÂBI

 


262- Kuleyni el-Kâfî kitabında senedi ile "Fazl b. Yesar", "Abdul Melik" ve Bukeyr’den şöyle dediğini nakleder. İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu duydum: "Resulullah (s.a.a) vacip namazların iki katı kadar müstehap namaz kılardı. Aynı şekilde vacip oruçların iki katı kadar da müstehap oruç tutardı.[572] Bu konuyu Şeyh’te zikretmiştir.

263- Yine el-Kâfî kitabında Hennan'dan nakledilmiştir. Amr b. Haris İmam Sadık (a.s)’dan –bende orada hazır idim- Kurban olduğum, Resulullah (s.a.a)’ın namazını anlatır mısınız? dedi. Hazret şöyle buyurdu: Resulullah (s.a.a)’in sekiz rekat öğle namazının müstehabı, dört rekat vacip öğle namazı, sekiz rekat ikindi namazının nafilesini, dört rekat vacip ikindi namazı, üç rekat vacip akşam namazı, dört rekat akşamın nafilesi, dört rekat vacip yatsı namazı, sekiz rekat gece namazı, üç rekat vitir namazı, iki rekat sabah namazının nafilesi, iki rekat vacip sabah namazı kılmak adeti idi. Ben de; Kurban olduğum, eğer ben bunlardan daha fazla namaz kılsam Allah beni fazla kıldığımdan dolayı azaplandırır mı? dedim. Hazret: Hayır, fakat sünneti terk ettiğin için azaplandırır, buyurdular.[573]

264- Ş. Tûsi Tehzib kitabında senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) vetire namazını yatsı namazından sonra oturarak kılınan müstehap namaz kılıp uyurdu.[574]"

Müellif: Bu konuda rivayetler tevatür haddine ulaşmıştır. Zikrettiklerimiz ile yetineceğiz. Rivayetlerden "vetire" namazının Peygamber (s.a.a)’ın kılmış olduğu vacip ve müstehap elli rekatın dışında olduğu anlaşılmaktadır. Bu namazın iki rekatı bir rekat sayılmaktadır ve "vitr" namazı yerine teşri olmuştur. Eğer insan gece ölürse gecenin sonlarına doğru kılınan "vitr" yerine hesaplanır. Bu sözlerimizin ve iddiamızın delili Ş. Saduk’un İlelü'ş-Şerai kitabında senedi ile Ebu Basir’in İmam Sadık (a.s)’dan naklettiği hadistir. Hazret şöyle buyurdular: "Allah’a ve kıyamet gününe imanı olan kimsenin "vitir" namazın kılmadan uyumaması gerekir. Ebu Basir diyor: vitir den kastınız yatsı namazından sonra oturarak kılınan iki rekatlık namaz mıdır? diye arz ettim. Evet buyurdular. O iki rekat bir rekat yerine hesaplanır, kim bu iki rekatı kılıp uyursa ve ölürse gecenin sonlarına doğru kılınan vitir namazı kılmış gibidir. Eğer ölmezse de gecenin sonlarına doğru kalkıp vitir namazını gece namazının bir cüzi olarak kılar. Ebu Basir; Acaba Resulullah (s.a.a)’de bu iki rekatı kılar mıydı? diye sordum. Hayır buyurdular. Niçin? diye sordum. Hazret şöyle buyurdu: Zira Resulullah (s.a.a)’e vahiy olunuyordu. O akşam ölüp ölmeyeceğini biliyordu. Başkalarının böyle bir ilmi yoktur. Bundan dolayı kendileri kılmayıp diğerlerinin kılmasını emrediyordu."[575]

Ravinin "Acaba Resulullah (s.a.a) bu iki rekatı kılıyor muydu? Sözü gayet açıktır. Maksadı Resulullah (s.a.a)’in bu amelde devamlılık gösterip göstermemesidir.

265- Kuleyni Kafi'de senedi ile Zurare’den İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. "Resulullah (s.a.a) yolculukta ve hazarda gece ibadete kalkarken on üç rekat namaz kılardı. "Vitr" ve sabah namazının iki rekatlık nafilesi de on üç rekatın içinde sayılırdı."[576]

266- Saduk Hisal kitabında senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Beyaz horoz da Peygamberlerin beş özelliği vardır. Namaz vakitlerini iyi bilirler….[577]

267- Saduk Fakih kitabında kendi senedi ile Zurare'nin İmam Bakır (a.s)’dan şöyle buyurduğunu nakleder: "Hazretten öğle namazının vaktini sordum. Buyurdular ki: -yere dikilen çubuğun gölgesi- güneşin zeval vaktinden bir zirâ miktarınca geçince öğle namazının fazilet vaktidir. İkindi namazının zamanı öğle vaktinin ilk vaktinden iki zirâ miktarına ulaşıncadır. Eğer adımların ile ölçmek istersen dört adım güneşin zevalinden geçincedir." Sonra İmam (a.s) şöyle buyurdular: "Resulul-lah (s.a.a)’ın mescidinin duvarı bir endam boyunda idi. Duvarın gölgesi bir zirâ (Kırk sekiz santimetrelik bir ölçü birimi.) olduğu zaman hazret öğle namazını kılardı. İki zirâ boyuna ulaşınca ikindi namazını kılardı. Sonra namazın bir zirâ dan iki zirâya ertelendiğini biliyor musun? diye sordu. Siz buyurun arz ettim. "Nafileyi kılmak içindir." buyurdular. Öğle vaktinin ilk saatinden gölge bir zirâya ulaşıncaya kadar nafile namazını kılmaya başlayabilirsin. Gölge bir zirâya ulaşınca vacip namazı kılmaya başlayıp nafileyi bırakmalısın. Gölge iki zirâya ulaşınca ikindi namazına başlayıp nafileyi terk etmelisin.[578]

Müellif: Bu manayı Ş. Tûsi Tehzib kitabında rivayet etmiştir. Sonra şöyle diyor: İbn-i Miskan şöyle söylüyor: Bir zirâ iki zirâ hadisini "Süleyman b. Halit", "Ebu Besir Muradi", "Hüseyin b. Galansi", "İbn-i Ebu Yafur" ve bazıları benim için rivayet etmişlerdir. Geçen konu ashabın bir kısmı tarafından nakledilmiştir.

268- Ş. Tûsi Tehzib kitabında senedi ile Zurare'den nakleder. İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğunu duydum: "Resulullah (s.a.a) öğleye kadar namaz kılmazdı. Öğle vakti olup, yarım parmak boyunca -yere dikilen çubuğun- gölgesinden geçtiği zaman sekiz rekat -öğlenin nafilesini- kılardı. Gölge bir zirâ boyuna ulaştığında öğle namazını kılmaya başlardı. Sonra iki rekat -ikindi namazının- nafilesini kılardı. Sonra yine ikindi namazının vakti yetişinceye kadar iki rekat nafile kılardı. Gölge iki zirâya ulaşıncaya kadar devam ederdi. İki zirâ olunca ikindi namazını kılardı. Güneş batınca akşam namazını kılardı. Şafak batı tarafında yok olunca yatsı namazını kılardı. Yatsı namazının vaktinin akşamın üçte birlik kısmına kadar olduğunu buyurdular. Ondan sonra gece yarısına kadar başka namaz kılmazdı. Gece yarısı olunca kalkıp on üç rekat namaz kılardı. Vitr ve sabah namazının nafilesi de bunlara dahil idi. Sabah vakti tan ağarıp hava ışıklanmaya başladığı zaman sabah namazını kılmaya başlardı.[579]

Müellif: Gece namazının vakti konusunda başka müstened rivayetler nakledilmiştir. "Ayyâşi" öğle namazının nafilesi, ve Saduk el-hidaye kitabında kendisi ve diğerleri bu konuda rivayetler nakletmişlerdi. Geçen hadiste ikindi namazının bütün nafilelerine değinmediğini hatırlatmadan geçmek istemedim. "İkindi namazından önce iki rekat nafile kılardı." Cümlesi kendinden önceki cümleye nispet beyan edici konumdadır ve onu açıklamaktadır.

269- Tehzib kitabı senedi ile Muaviye b. Vahab’dan nakleder. İmam Sadık (a.s)’dan Resulullah (s.a.a)’ın nasıl namaz kıldığı hakkında şöyle buyurduğunu duydum: "Akşam uyumak istediği zaman su kabının üzerini örterek başının ucuna bırakırdı. Aynı şekilde hazret misvakını da yatağının altına bırakarak uyurdu. Uykudan uyandıktan sonra gökyüzüne bakarak "Şüphesiz gökyüzünün ve yeryüzünün yaratılmasında…."ayetini okurdu. Ali İmran sûresinin sonundadır. (Ayet, 190) Sonra dişlerini misvaklardı ve abdest alırdı. Namaz yerine gidip dört rekat namaz kılardı. Her rekatının rükûsu sûresi kadar, secdesi de rükûsu kadar uzun çekerdi. Öyle ki görenler ne zaman rükûyu bitirip secdeye gidecek? derdi. Secdesi de aynı şekilde uzun çekerdi. Sonra yatağına döner Allah’ın istediği kadar uyuduktan sonra tekrar uyanıp gözünü gök yüzüne dikerek aynı ayeti okurdu. Dişlerini misvaklayıp abdest aldıktan sonra mescide giderek gece namazının diğer dört rekatını aynı şekilde kılardı. Yine yatağına dönüp bir miktar uyurdu. Sonra yine uyanıp gökyüzüne bakarak aynı ayeti okurdu. Dişlerini misvaklayıp abdest aldıktan sonra (üç rekat) "vitr" namazı kılıp arkasından sabahın nafilesini ve sabah namazını kılmak için mescide giderdi.”[580]

Müellif: Bu manayı Kuleyni’de iki yolla rivayet etmiştir. Yakında hazretin "vitr" namazı amellerinde geniş bir şekilde açıklayacağız.

270- Hazretin nafile namazını fecirin ilk vakitlerinde kısa bir şekilde kıldıktan sonra sabah namazı için evden çıktığı rivayet edilmiştir.

271- Ş. Tûsi Misbahu'l-Mutahaccid kitabında Resulullah’ın (s.a.a) namazının şeklini şöyle nakleder: "Hazretin namazı iki rekattır. Her rekatta "Hamd"dan sonra ayakta on beş defa "İnna Enzalna" okunur. On beş defa rükûda, on beş defa da rükûdan kalktıktan sonra, on beş defa birinci secdede, on beş defa secdeden kalktıktan sonra, on beş defa ikinci secdede, on beş defa ikinci secdeden başını kaldırdıktan sonra "inna anzalna" sûresini okursun. İkinci rekatı da aynı bu şekilde kılıp selam verdikten sonra duanı eder hacetini istersin. Bunlar bittikten sonra senin ile Allah arasında olan bütün günahların bağışlanacaktır."[581]

Müellif: Bu manayı S. b. Tavus Cemalu'l-Usbu kitabında senedi ile Yunus b. Hişam’ın İmam Rıza (a.s)’dan rivayet ettiğini nakleder.

272- Ş. Tûsi Tehzib kitabında senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Ramazan ayı geldiğinde Resulullah (s.a.a) namazlarını fazlalaştırırdı. Sonra İmam Sadık (a.s) buyurdular ki ben de fazlalaştırıyorum, siz de fazlalaştırın.[582]

273- Tehzib kitabında senedi ile Muhammed b. Yahya'dan rivayet edilmiştir: İmam Sadık (a.s)’ın huzurundayken hazrete "Ramazan ayı geldiğin de nafile namazları artırılır mı? diye soruldu. Hazret evet, Resulullah (s.a.a) Ramazan akşamları "vetire" namazını kıldıktan sonra namaz yerinde durup Ramazan ayının nafilelerini kılmaya başlardı. Yavaş yavaş millet hazretin arkasında toplanmaya başlayıp nafile namazları hazretle cemaat halinde kılmak isterlerdi. Fakat millet toplandıktan sonra hazret onları bırakıp evine giderdi. Millet dağıldıktan sonra tekrar mescide dönüp nafileleri kılmaya başlardı. Yine millet yavaş yavaş toplanmaya başlayıp hazretin arkasında nafile namazını cemaat ile kılmak istedikleri zaman hazret onları terk edip evine giderdi. Bu işi hazret defalarca yapmıştır, diye buyurdu."[583]

Müellif: Bu konuda rivayet çok fazladır.

274- Tehzib kitabında senedi ile "Muhammed b. Süleyman"dan nakledilmiştir. Aşağıda zikredeceğimiz hadis bizim ashabın üzerinde ittifak ettiği hadislerden biridir: "Yunus b. Abdur-rahman" Abdullah b. Senan'dan, O’da İmam Sadık (a.s)’dan rivayet eder. Yine Sabah el-Hüda, İshak b. Ammar'dan; o da Ebul Hasan (a.s)’dan nakleder. "Semaat b. Mihran da İmam Sadık (a.s)’dan nakleder. Hadisi rivayet eden (Muhammed b. Süleyman) İmam Rıza (a.s)’dan şu hadisi sordum hazrette bunun hakkında bana bilgi verdi. İsmi geçen kimseler şöyle söylüyorlar: "Bizler Resulullah’ın (s.a.a) Ramazan ayında nasıl namaz kıldığını sorduk. Sonra hepsi aynı şekilde ittifak içinde hadisi şöyle rivayet ettiler: "Ramazan’ın ilk gecesi geldiğinde Resulullah (s.a.a) akşam namazı ve dört rekat nafilesini kıldı. Sonra ona sekiz rekat daha ekledi. Yatsı namazını kıldıktan sonra iki rekat oturarak nafilesini kıldı. Daha sonra ayağa kalkarak on iki rekat nafile namazı kılıp evine gitti. Millet Resulullah (s.a.a)’ın Ramazan ayı geldiğinden dolayı namazlarını çoğalttığını gördükten sonra nedenini hazretten sordular. Hazret; "Evet bu Ramazan ayının diğer aylara olan faziletinden dolayıdır." buyurdu.

Bir sonraki akşam olduğunda Resulullah (s.a.a) nafile namazı kılmak istedi, millet ise arkasında saf bağlayıp cemaat ile kılmak istediklerinde hazret onlara dönerek şöyle buyurdu: "Ey millet! nafile namazı cemaat ile kılınmaz, kendiniz yalnız kılın ve Allah’ın Kuran’da size öğrettiklerini söyleyin." sonra önemle, "Ey millet! Nafile namazlarında cemaat olmaz" dediler. Sonra millet hepsi bir kenara dağılıp namazlarını kıldılar.

Ramazan ayının on dokuzuncu gecesinde güneş batarken "gusül" alıp akşam namazını kıldı. Sonra her zaman olduğu gibi dört rekat nafilesini kılıp evine gitti. "Bilal" yatsı namazı ezanını okuyunca millet namaz için hazırlandı ve Resulullah (s.a.a) gelip yatsı namazını millet ile cemaat halinde kıldı. Arkasından iki rekat yatsı namazının nafilesini diğer akşamlar gibi oturarak kıldı. Sonra kalkarak kadir gecesinin özel yüz rekatlık nafilesini kıldı. Her rekatta Hamd'dan sonra on defa "İhlas" sûresini okudu. Yüz rekatlık nafile bittikten sonra diğer akşamlarda kıldığı gibi "vitr" namazını kılmaya başladı.

Ramazanın yirminci gecesi, diğer akşamlar gibi akşam namazından sonra sekiz rekat, yatsı namazından sonra on iki rekat Mübarek Ramazan ayına mahsus nafile namazını kıldı.

Yirmi birinci gece, güneş batımında gusül aldı ve on dokuzuncu gecenin amellerini yerine getirdi.

Yirmi ikinci gece de namazlarını fazlalaştırdı şöyle ki; akşam namazından sonra sekiz rekat, yatsı namazından sonra ise yirmi iki rekat özel nafile namazı kıldı.

Yirmi üçüncü gecede güneş batımında gusül aldı on dokuzuncu ve yirmi birinci gecenin amelini yerine getirdi.

İsmi geçen raviler, hazretten Ramazan ayında kılınan günlük nafile (elli rekatlık) namazı hakkında soru sordular. Hazret, şöyle buyurdu: "Resulullah (s.a.a) Ramazan gecelerinde kılınan namazları Ramazan dışında kılınan elli rekatlık nafile namazları ile birlikte kılardı ve hiçbir zaman bu elli rekattan bir şey eksiltmedi."[584]

Müellif: Diğer akşamların nafileleri yirmi dördüncü geceden Ramazanın sonuna kadar, yirmi ikinci gecede ki olduğu gibidir. Diğer hadislerde buna dalalet etmektedir.[585]

275- Seyit b. Tavus İkbal kitabında senedi ile İmam Rıza (a.s)’ın değerli babalarından (a.s) şöyle nakleder: "Resulullah (s.a.a) Muharrem ayının ilk günü iki rekat namaz kılardı."

276- el-Kâfî kitabında senedi ile Yezit b. Halife'den nakledilmiştir. İmam Sadık (a.s)’a "Ömer b. Hanzala" namazların vakti hakkında sizden bazı bilgiler naklediyor diye arz ettim. Hazret O bize yalan bağlamaz buyurdu, …"Ömer b. Hanzala" akşam namazının vaktinin güneş ışığının kaybolduktan sonra olduğunu fakat Resulullah (s.a.a) yolculukta bazen hızlı yürüyüp ve akşam namazını erteleyerek yatsı namazı ile birlikte kıldığını söylüyor diye arz ettim, Hazret "Ömer b. Hanzala" doğru demiştir buyurdu.[586]

277- Ş. Tûsi Tehzib kitabında senedi ile Talha b. Zeyd'den nakleder. Hz. İmam Sadık (a.s) değerli babasının şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) yağmurlu gecelerde akşam namazını geciktirip yatsı namazını acele ile kılardı ve ikisini birlikte -arka arkaya- kılıp şöyle buyururdu: kim başkasına merhamet etmezse ona da merhamet edilmez."[587]

278- Aynı kitapta senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) seferde ve acele işi olduğu zaman öğle ve ikindi namazını birlikte kılardı. Aynı şekilde akşam ve yatsı namazını birlikte kılardı.

Müellif: Bu şekilde rivayet fazladır. M. Kuleyni, Ş. Tûsi ve oğlu, birinci şehit (r.a) bu hadisleri rivayet etmişlerdir.[588]

279- Saduk Fakih kitabında kendi senedi ile, İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Sıcak günlerde müezzin ezan söylemek için Resulullah (s.a.a)’dan izin istediği zaman hazret "ebrid" "bırak hava biraz serinlesin" buyururdu.[589]

Müellif: Saduk (r.a) şöyle diyor: Hazretin "ebrid" sözünden maksadı "acele et acele et"tir. Bu kelimenin kökeni "Berid" dir ki kasteden manasınadır. Bunu kendi kitabı olan Medinet'l –İlim'de rivayet etmiştir. Fakat hadisin zahirinden; "ebrid ebrid" kelimesinden ezanın ertelenerek, havanın serinleyip sıcaklığın düşmesi anlaşılmaktadır. Nasıl ki el-Âla kitabında Muhammed b. Müslim'den bu iddiamızı teyit eden hadis nakletmiştir. Muhammed b. Müslim şöyle diyor: "İmam Bakır (a.s) Resulullah (s.a.a)’ın mescidin de idi ve benim namaz kıldığımı gördü ve bir daha asla o zamanda namaz kılma. Namazı o şiddetli sıcak altında mı kılıyorsun? buyurdu. Bende nafile namazı olduğunu arz ettim.

280- Gazali İhyau'l-Ulum kitabında şöyle diyor: "Resulullah (s.a.a) namaz kıldığı zamanda birisi yanına gelseydi onun için namazını kısa tutup ona dönerek "bir arzun, isteğin mi var?" der, ihtiyacını giderdikten sonra yeniden namaz kılmaya devam ederdi."[590]

281- Cafer b. Ahmet Kummi Zühdü'n-Nebi kitabında nakletmiştir. "Resulullah (s.a.a) namaza durduğu zaman Allah korkusundan rengi kaçar iç yakıcı acınacak bir ses hazretten duyulurdu.[591] "Bu manayı "İbn-i Fehd" ve başkaları da nakletmişlerdir.

282- Cafer b. Ahmet aynı kitapta başka bir hadiste nakletmiştir. "Resulullah (s.a.a) namaz kıldığı zaman yere düşmüş elbise gibiydi."[592]

283- Meclisi Biharu'l-Envar kitabında Ayşe’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) bizim ile sohbet ediyordu, bizde onun ile sohbet ediyorduk, namaz vakti olunca öyle bir hal içine girerdi ki adeta ne o bizi tanırdı ne de biz onu tanırdık."[593]

284- Gavali kitabında Resulullah (s.a.a)'dan nakledilmiştir: Hazret namazda sağa sola bakardı fakat arkaya boynunu çevirmezdi.[594]

285- Mufidi'd-Din-i Tûsi Mecalis kitabında kendi senedi ile Ali (a.s)’ın "Muhammed b. Ebu Bekir'i Mısır’a vali olarak tayin ettiğinde vermiş olduğu talimat ta şöyle buyurduğunu nakleder: "Rükû ve secdene dikkat et, Zira Resulullah (s.a.a) millet içinde namazı en kâmil ve en hafif olan kimse idi."[595]

286- Ş. Tûsi Tehzib kitabında senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.a) et yediği zaman ellerini yıkamadan namaz kılardı. Fakat süt içtikleri zaman ellerini yıkayıp gargara yapmadan namaz kılmazdı.[596]

287- Ş. Tûsi Tehzib kitabında senedi ile İbn-i Senan’dan rivayet eder: Hazrete, bizim bir müezzinimiz var sabah olmadan ezan okuyor." diye arz ettim, hazret, "her ne kadar sabah olmadan ezan söylemek komşuların kalkıp gece namazı kılmaları için hayırlarına olsa da fakat sünnet olan fecirin doğuş vaktidir. Sonra ezan ile ikame arasında iki rekat fecir nafilesi kılınır." buyurdular.[597]

288- Kuleyni el-Kâfî kitabında senedi ile İmam Cafer Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Namaz vakti olduğu zaman Resulullah (s.a.a) Bilal’a duvara çık yüksek sesle ezan oku." buyururlardı.[598]

Müellif: Bu hadisi Tûsi’de rivayet etmiştir.

289- Saduk Fakih kitabında kendi senedi ile Zurare'den İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet eder: Bir gün Resulullah (s.a.a) namaz için evden çıktı, omzuna İmam Hüseyin (a.s)’ı alarak mescide getirdi ve yanında oturttu. Millet de hazretin arkasında cemaat namazı için safa dizildiler. -İmam Hüseyin'in (a.s) dili geç açıldığı için konuşamayacak diye korkuyorlardı- Resulullah (s.a.a) tekbir dediğinde İmam Hüseyin (a.s)’da hazretle birlikte tekbir dedi, Resulullah (s.a.a) İmam Hüseyin'in (a.s) tekbir dediğini duyunca tekrar tekbir getirdi, İmam Hüseyin (a.s)’da tekrarladı, bu şekilde Resulullah (s.a.a) yedinci tekbiri getirdi ve İmam Hüseyin (a.s)’da tekbir getirdi. Bundan dolayı namazda yedi defa tekbir demek sünnet oldu.[599]

Müellif: Bu manayı Saduk, İlel'de, Ş. Tûsi Tehzib, İbn-i Tavus, Felahu's-Selah ve diğerleri de kendi kitaplarında nakletmiştir. Bazı rivayetlerde İmam Hasan (a.s) gelmişse de İmam Hüseyin (a.s)’ın olması daha meşhurdur.

290- Daaim kitabında İmam Sadık (a.s) değerli babalarından rivayet etmişlerdir: "Resulullah (s.a.a) "Tekbiretü'l-İhram" ve rükû için "Tekbir" derken ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırırdı."[600]

291- "Seyyari" Ettenzul-ü ve't-Tahrif kitabında İmam Bakır (a.s)’dan nakletmiştir: "Resulullah (s.a.a) namazda besmeleyi belirgin ve yüksek sesle okurdu."[601]

292- Ayyâşi tefsir kitabında İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) millet ile namaz kıldıkları zaman besmeleyi belirgin ve aşikar bir şekilde söylerdi."[602]

293- Caferiyat kitabında İmam Sadık (a.s)’ın değerli babalarından, Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) namaz esnasında esnediği zaman sağ elini ağzına tutardı."[603]

294- Yine Caferiyat kitabında geçen hadis senedi ile rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) bazen namaz esnasında eli ile mübarek sakallarını sıvazlardı, hazrete namaz esnasında elinizi sakalınıza çektiğinizi görüyoruz denildiğinde çok gam ve hüzün içinde olduğum zamanlar böyle yapıyorum." buyurdular.[604]

295- Şehid-i evvel Zikra kitabında Ebu Said-i Hudri’nin Resulullah (s.a.a)’dan şöyle buyurduğunu rivayet eder. "Hazret namazda kırâetten önce "euzu billah-i mine'ş-şeytani'r racîm" (Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım) derdi.[605]

296- Ş. Saduk Fakih kitabında nakleder: "Resulullah (s.a.a)’ın namazı herkesten daha kâmil ve kısa idi. Namazda "Allah-u Ekber"den hemen sonra "Bismillahirrahmanırrahim" derdi."[606]

297- Ş. Tûsi senedi ile İshak b. Ammar, İmam Sadık (a.s)’dan, O’da babasından (a.s) rivayet eder: "Resulullah (s.a.a)’ın ashabından ikisi namazda kırâet hakkında ihtilafa düştüler (konunun anlaşılması için). Ubuyy b. Kab'e mektup yazdılar. O da cevaben şöyle yazdı: "Resulullah (s.a.a) kırâet esnasında iki yerde dururdu, birisi "Fatiha" diğeri "Sûre" bittikten sonra."[607]

Müellif: Saduk bu hadisi geniş ve uzun bir şekilde rivayet etmiştir. Hadisten anlışıldığı üzere birinci durulan yer "Tekbiret-ül İhram"dan sonra, kincisi ise kırâet yani; rükûya gitmeden öncedir.

298- Ş. Sani Zikra kitabında ibn-i Cuneyd’in şöyle dediğini nakleder, Semure ve Ubeyy b. Kab, Resulullah (s.a.a)’dan rivayet etmişlerdir. "Hazretin birinci durduğu yer Tekbiretu'l-İhram'dan sonra ikinci yer ise "Hamd" bittikten sonra idi."[608]

299- Ş. Tûsi Tehzib kitabında senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) sabah namazlarında "Emme Yetesaelun", "Hel etake hadisu'l gaşiye" ve "La ugsimu bi yevmi'l kıyame" vb. sûreleri, öğle namazında "Sebbih isme...", "Ve'ş-şemsi ve zuhâhâ", "Hel etake hadisu'l gaşiye" vb. sûreleri okurdu. Akşam namazlarında, "Gul huvellah", "İza cae nasrullahi ve'l feth", "İza zulzule" gibi daha kısa sûreler okurdu. Yatsı namazında ise, öğle, ikindi ve akşam namazlarında okuduklarını okurdu.[609]

300- Yine Tehzib kitabında senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) gece namazının son rekatında "Hel Eta Ala-l İnsan" sûresini okurdu."[610]

301- Misbahu'l-Mutahaccid kitabında rivayet edilmiştir. "Resulullah (s.a.a) gece namazının son üç rekatını "Şef ve vitir" (namazlarında) dokuz sûre okurdu. Birinci rekatta "Elhakumu-t Tekasur", "İnna Enzelna" ve "İza Zulzule", ikinci rekatta, "Hamd", "Vel-Asr" ve "İza Cae Nasrullah", bir rekatlık vitir namazında ise, "Gul ya eyyuhe-l Kafirun", "Tebbet" ve "Gul huvellah-u Ahad" sûrelerini okurdu."[611]

302- Ş. Saduk senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kunût" bütün namazlarda ikinci rekatta rükûya gitmeden kıraetten sonra gerekli bir sünnettir."[612]

303- Gevali kitabında Berâ b. Azib'den rivayet edilmiştir. "Resulullah (s.a.a) hiçbir vacip namazı kunûtsuz kılmazdı."[613]

304- Hüseyin b. Hemdan Huseyni el-Hidaye kitabında "İsa b. Mehdi Cevheri" ve "Asker" Ebu Cafer’in hizmetçisi, İmam Rıza (a.s)’ın hizmetçisi olan "Reyyan" ve sayıları yetmişe yakın bir grubun İmam Hasan Askeri (a.s)’ın uzun bir hadiste şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir. "Allah-u celle celaluh Resu-lullah (s.a.a)’e, seni, Ali’yi (s.a) ve Ali’nin (s.a) soyundan olan diğer İmamları kıyamet gününe kadar on haslet ile hasletlendirdim, -onlardan- birisi de her namazda ikinci rekatta kunût tutmaktır."[614]

305- Ş. Saduk Maani'l-Ahbâr kitabında senedi ile "Kasım b. Selam'dan, O’da mürsel olarak Resulullah (s.a.a)’dan rivayet eder. "Hazret rükûda o kadar çok eğilirdi ki eğer birkaç damla su sırtına dökülse sabit bir şekilde dururdu."[615]

306- İlelu'ş-Şerai kitabında senedi ile Hişam b. Hakem'den, Musa b. Cafer (a.s)’dan nakledilmiştir. "Hazrete niçin rükûda "Subhane Rabbiye-l Azimi ve Bihamdih", secdede "Subhane Rabbiye-l Âla ve bihamdih" diyoruz? diye sordum."Hazret şöyle buyurdu: "Ey Hişam! Resulullah (s.a.a)’ı miraca götürdükleri zaman orada namaz kıldı, Hak Taâlanın azamet ve büyüklüğünü orada gördüğü için bedeni titredi ve yere düştü elinde olmadan rükû halinde durdu. O halette "Subhane Rabbiye-l Azimi ve Bihamdih" dedi. Sonra rükûdan doğruldu, rabbine doğru önceki durumundan daha büyük makamına baktı, -Rabbinin azametinden dolayı- secdeye kapandı ve "Subhane Rabbiye-l Âla ve bihemdih" dedi ve bunu yedi defa tekrar ettikten sonra korkusu ortadan gitti, bundan sonra sünnet halini aldı."[616]

307- Ebu İshak-ı SaKâfî, el-Garat kitabında senedi ile İbae'den rivayet etmiştir. Emirü'l Müminin (a.s) Muhammed b. Ebu Bekir’e şöyle yazdı; "Namazlarında rükû ve secdeye dikkat et, zira; Resulullah (s.a.a) namazını herkesten daha kâmil, iyi kılmasına rağmen rükû ya gittiği zaman üç defa "Subhane Rabbiye-l Azimi ve Bihamdih"…. Secdeye gittiği zaman "Subhane Rabbiye-l Âla ve bihamdih" derdi."[617]

Müellif: Bu mana diğer hadislerde de gelmiştir.

308- Caferiyat kitabında kendi senedi ile Cafer b. Muhammed (a.s) değerli babalarından rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.a) secdeye gittikleri zaman iki dizini ellerinden önce yere götürürdü.[618]

Müellif: Bir çok Ehl-i Beyt hadisinde şöyle zikredilmiştir: Secdeye giderken elleri dizlerden önce yere bırakmak müstehaptır. Şayet geçen hadiste dizlerin yere doğru "İstikbal"den kasıt eğilirken öne götürmektir. (Resulullah (s.a.a) secdeye gitmek istediği zaman önce dizleri ile yere doğru eğilirdi ve ellerini dizlerinden önce yere bırakırdı.)

309- Yine aynı kitapta senedi ile Ali (a.s)’dan rivayet edilmiştir. Hazret şöyle buyurdu:

"Resulullah (s.a.a) secdede elinin içine yaslanırdı, kollarını geniş tutardı öyle ki arkadan koltuk altı görünürdü."[619]

310- Seyit Razi el-Mecazatu'n-Nebevîye kitabında buyurmuştur. Şöyle rivayet olunmuştur: Resulullah (s.a.a) Hamre'ye "hurma ağacının yapraklarından yapılan küçük hasır" secde ederdi.[620]

311- Caferiyat kitabında İmam Sadık (a.s) değerli babasından (a.s) nakletmiştir: "Resulullah (s.a.a) secde edeceği yere su serperdi."[621]

312- Ş. Saduk Fakih kitabında senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın değerli babalarından (s.a) şöyle nakletmiştir: Resulullah (s.a.a)’ın kulpu demirden olan bir bastonu vardı ve ona yaslanırdı, bayramlardı eline alırdı, namaz kılarken önüne bırakırdı.[622]

313- Kuleyni el-Kâfî kitabında senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.a) namaz kıldığı zaman bastonunu seccade yerinin önüne bırakırdı.[623]

314- Caferiyat kitabında kendi senedi ile İmam Sadık (a.s)’ın değerli babalarından, Ali (a.s)’dan rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) "Kurban bayramı" namazında birinci rekatta yedi tekbir (Tekbiret-ül İhram, kunûtlar için beş tekbir ve rükûdan önce tekbir), ikinci rekatta beş tekbir (kunûtlar için dört tekbir ve rükûya gitmek için tekbir) söylerdi."[624]

315- Caferiyat kitabında geçen hadisteki senet ile Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.a) Fitre ve Kurban bayramında "Sebbihisme Rabbike-l Âla" ve "Hel Atake Hadisu-l Gaşiye" yi kırâet ederdi."[625]

316- Fakih kitabında İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) istiskâ (yağmur duası) için iki rekat namaz kılıp Allah’tan yağmur yağdırmasını isterdi."Yine buyurdular ki: "Resulullah (s.a.a) istiskâ namazını bitirdikten sonra hutbe okurdu ve namazı yüksek sesle kılardı."[626]

317- Ş. Saduk, el-Hidaye kitabında İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Her şehrin ahalisinin "Fitre ve Kurban" bayramları için sahraya gitmeleri sünnettir. Sadece "Mekke" ahalisi hariç zira orada "Mescidu-l Haram"da namaz kılarlar."[627]

Müellif: Bu manada bir çok rivayet ulaşmıştır.

318- Caferiyat kitabında kendi senedi ile Cafer b. Muhammed, değerli babalarından, Ali (a.s)’dan şöyle buyurduklarını rivayet etmişlerdir. "Resulullah (s.a.a) namaz için şehir dışına çıktıklara zaman "Musalla"ya (namaz kılınan yer) giderdi, giderken "Şecere" dönerken "Meres" yolunu kullanırlardı. Öyle ki "Musalla"ya gitmek için en uzun yolu dönerken ise en kısa yolu tercih ederlerdi."[628]

319- Ş. Saduk el-Hidaye kitabında Emirü'l Müminin (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Milletin gökyüzüne bakabilecekleri sahra dışında bir yerde yağmur duası edilmemesi sünnettir, fakat Mekke'de Mescidu'l-Haram'da yağmur duası etmelidirler."[629]

320- Ş. Verram Tenbihu'l-Hevatir kitabında Numan’dan nakleder: "Resulullah (s.a.a) namaz saflarını ok gibi dümdüz eğrisiz bir biçimde düzeltirdi. Bir gün mescide gelip namaza durdu Tekbiretü-l İhram demek üzereyken birisinin göğsünün diğerlerinden önde olduğunu fark etti ve şöyle buyurdu: Ey Allah kulları saflarınızı düzeltin, aksi takdirde aranızda ihtilaf çıkar."[630]

321- Yine aynı kitapta İbn-i Mesud’dan nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.a) mübarek elini omzumuza bırakarak şöyle buyurdu: Saflarda düzenli durun, aksi takdirde kalplerinizde ihtilafa düşer…"[631]


275- Esraru's-Salat kitabında merhum şehit Sani rivayet etmiştir. "Resulullah (s.a.a) çok büyük bir istek ve şevk ile namaz vaktini beklerdi. -Namaz vaktine dikkat ederdi.- Namaz vakti olunca müezzine, Ey Bilal! Ezan söyle bizi sevindir." buyururdu.[632]

276- Mecmuatu’l-Veram kitabında Emirü'l Müminin (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) hiçbir şeyi namazdan öne geçirmezdi, namaz vakti olunca adeta aile, kavmini, dostunu ve arkadaşını tanımazdı."[633]

277- İlel kitabında İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) akşam namazı olduğunda hiçbir işini namazdan öne geçirmezdi.[634]" (Namazı ilk vaktinde kılardı.)

278- Mekarimu'l-Ahlak kitabında Resulullah (s.a.a)’ten nakledilmiştir: "Namaz ve oruç gözümün nuru olarak karar kılınmıştır."[635] (Yani, bu ikisini her şeyden daha çok severim.)

279- Emâli kitabında uzun bir hadiste Resulullah (s.a.a)’den şöyle buyurdukları rivayet edilmiştir: "Ey Ebûzer! Allah-u Taâla göz aydınlığımı namazda karar vermiş ve onu sevimli kılmıştır; yiyeceği aç, suyu susuz insana sevimli kıldığı gibi…" Sonra şöyle buyurdu: "Aç insan yemeği yiyerek doyar, susuz insan su içerek susuzluğunu giderir, fakat ben namaz kılmaya doymuyorum."[636]

280- Camiu'l-Ahbâr kitabında Resulullah (s.a.a)’ın namaz esnasında kalbinin Allah korkusundan kaynayan kazan gibi kaynadığını nakletmiştir.[637]

281- Biharu'l-Envar kitabında Beyanü-t Tenzil kitabından, İbn-i Şehri Aşub’dan nakledilmiştir. Resululllah (s.a.a) namaz kılarken gözleri ile semaya doğru bakardı. Ayeti şerife "O müminler ki, namazlarında huşu içindedirler."[638] Nazil olduktan sonra başını aşağı eğerek namaz kıldı.[639]

282- Merhum Ş. Saduk Men la Yahzuruhu'l-Fakih kitabında şöyle buyuruyor: Altı namazda "teveccüh" (Tekbiretü-l İhramdan sonra "Veccehtü vecheyi lillezi fetere-s semavati ve-l Arz…." duasını okumak sünnettir. Gece namazının ilk rekatında, bir rekat "vitir" namazında, öğle namazının nafilesinin birinci rekatında, ihram namazının birinci rekatında, akşam namazının nafilesinin birinci rekatında, her namazın ilk rekatlarında."[640]

283- İhticâc kitabında "Muhammet b. Abudullah Humeyri'-den Nahiye-i Mukaddese tarafından cevaplandırılan hadiste şöyle gelmiştir. İmam (a.f) mübarek mektubunda şöyle cevap buyurmuşlardır: İsmi geçen, mezkur duaların hiçbirisi "Tevec-cüh'de vacip değildir. Ama tekid edilmiş sünnet olan tekbiretü'l ihramdan sonra şunların söylenmesidir: Yüzümü gökleri ve yeryüzünü yaratan rabbime İbrahimin milleti, Muhammed’in dini ve Emirü-l Müminin Ali (a.s)’ın hidayeti üzerinde yönelttim. Bir olan Allah’a tapan müslümanım ve hiçbir zaman müşriklerden değilim. Şüphesiz namazım, kurbanım, yaşantım ve ölümüm alemlerin rabbi olan Allah içindir, ortağı yoktur, buna emredildim ve Müslümanlardanım. Allah'ım! Beni Müslümanlardan karar kıl; kovulmuş şeytandan, duyan ve gören Allah’a sığınıyorum" bundan sonra hamd sûresi okuyama başlanır.[641]

284- Hisâl kitabında "Ebul Hasan b. Raşit’ten rivayet edilmiştir: İmam Rıza (a.s)’dan "Tekbiretu-l İftitahiyye" hakkında soru sordum. Hazret: "Yedi tekbirdir." buyurdu. Resulullah (s.a.a)’in namaza başlarken bir tekbir dediğini rivayet ederler dedim. Hazret; Resululllah (s.a.a) yedi tekbirden altısını yavaş, birini yüksek sesle söylerdi buyurdular.[642] (bundan dolayı hazretin bir tekbirden fazla söylemediğini zan ederlerdi.)

285- S. b. Tavus Felahu's-Sail kitabında şöyle buyuruyor: Namazda selamdan sonra üç defa tekbir söylenir ve her birinde eller kulak memelerinin hizasına kadar kaldırılır. Zira Resulullah (s.a.a) kendisine verilen bazı müjdelerden dolayı bunu sünnet olarak (tekid edilen) karar kılmıştır.[643]

286- Emâli-i Tûsi kitabında Zirrig'den rivayet edilmiştir. İmam Sadık (a.s)’ın; Sabah, akşam ve yatsı namazlarında ezan ve ikame arasında nafile kılmak değil oturmak sünnettir. Fakat öğle ve ikindi namazlarında ise ezan ve ikame arasında nafile kılmak sünnettir buyurduğunu duydum.[644]

287- Mekarimü-l Ahlak kitabında İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sünnete göre kadınlar cemaat namazlarında erkeklerden sonra başlarını secdeden kaldırmalıdırlar"[645]

288- Meaniü'l-Ahbâr kitabında rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.a) rükûya gittikleri zaman başını iyice aşağı eğmez ve bedeninden yukarıda tutmazdı, mutedil, orta halli olmaya riayet ederdi.[646]

289- İlelu'ş-Şerai kitabında İmam Sadık (a.s), değerli babasından (a.s) şöyle nakletmiştir: "Resulullah (s.a.a) namazda bir çocuğun ağladığını duyduğu zaman namazını (annesinin çocuğu ile ilgilenmesi için) kısa tutardı."[647]

290- el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. "Resulullah (s.a.a) bir zirâ uzunluğundaki çanta veya devesinin palanını yayalardan koruması için önüne bırakıp namaz kılardı."[648] (hadisten anlaşıldığı üzere hazret sadece seferde bu şekil yaparmış)

291- Aynı kitapta Eban b. Tağlib’den rivayet edilmiştir. İmam Sadık (a.s)’a Resulullah (s.a.a)’in ne zaman "vitir" namazını kıldığını sordum. Hazret; fecirden önce kıldığını buyurdu.[649] ("vitir" namazını kıldıktın hemen sonra fecir doğardı.)

292- Fakih kitabında İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sünnet olan insanın "Fitre" bayramında namaz kılınacak yere gitmeden iftar etmesi, "Kurban bayramında" ise namazdan sonra bir şey yemesidir."[650]

293- Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz babam (s.a) Fitre bayramında namaz için çöle gittiğinde altına -halı- veya hasır sermek istedikleri zaman izin vermezdi, ve şöyle buyurdu: Bugün Resulullah (s.a.a)’ın çöle gidip ufka bakıp alnını-yüzünü yere bıraktığı gündür.[651] (Namaz kılardı)

Müellif: Ş. Saduk Fakih kitabında nakletmiştir. Orada şöyle gelmiştir: Resulullah (s.a.a) Fitre ve kurban bayramında bu ameli yerine getirirdi.

294- Aynı kitapta İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Fitre ve kurban bayramında Resulullah (s.a.a)’in namazı mescitte kılmalarını istediler. Hazret; (çölde), bedenimin bütün gökyüzü altında aşikar olmasını severim." buyurdular.[652]

295- Muknie kitabında rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.a) Fitre ve kurban bayramında –hava sıcak veya soğuk olsun fark etmez- hırka giyip sarık takardı."[653]

296- Allame’nin Nihaye kitabında rivayet edilmiştir. "Resulullah (s.a.a) Fitre ve kurban bayramında namaza gittikleri zaman yüksek sesle tekbir söylerdi."[654]

297- el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. "Sadece Medine şehrinde bayram namazına gitmeden önce mescitte iki rekat nafile namazı kılmak sünnettir. Zira Resulullah (s.a.a) böyle yapardı."[655]

298- Uyunu'l-Ahbârı'r- Rıza kitabında hizmetçi olan "Yasir" ve "Reyyan b. Salt" ve diğerleri İmam Rıza (a.s) ile Me’mun arasında Merv'de geçen olayı nakletmişlerdir. Hadiste şöyle gelmiştir: "Bayram geldiğinde Me’mun İmam Rıza (a.s)’ı çağırarak bayram namazını kılması ve hutbe okuması için (ata) binerek musallaya (namaz kılınan yere) gitmesini istedi. … Me’mun çok ısrar ettiğinden dolayı İmam (a.s) "Gitmeye mecbur olduğumdan dolayı Resulullah (s.a.a) ve Emirü'l Müminin (a.s)’ın bayram namazına gittikleri şekilde giderim…" buyurdu. Bayram sabahı güneş doğduktan sonra İmam (a.s) gusül alıp pamuk parçadan yapılmış beyaz sarığı başına bağladı, bir tarafını sinesine diğer tarafını arkasına attı. Bütün hizmetçilerine, kölelerine kendisi gibi yapıp gitmeye hazırlanmalarını emretti. Sonra kulpu demirden yapılmış bastonu eline alıp çıplak ayakla elbiselerini yukarı kaldırdı öyle ki baldırları görünüyordu, dışarı çıkmaya hazırlandı. Köleleri de aynı kıyafet ile hazretin önünde durdular, hazret gökyüzüne bakarak dört defa tekbir dedi,… İmam (a.s) bu azamet ve büyüklükte milletin karşısına çıktı, evin kapısının önünde durarak (yüksek sesle) "Allah-u Ekber Ala ma hadana, Allah-u Ekber ala ma razagena min behimet-ül Anâm ve'l hemdulillah ala ma eblana," köleleri de yüksek sesle hazrete eşlik ediyorlardı. … hazret her on adımda bir defa durup dört defa tekbir diyordu (yüksek sesle)…"[656]

299- Fakih kitabında rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) bayram namazı için bir yoldan gittiği zaman döndüğünde farklı yoldan dönerdi."[657]

300- Tehzib kitabında Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) Fitre ve Kurban bayramında sadece bir tekbir söylerdi, Hüseyin (a.s) geç dil açmıştı, bir gün İmam Hüseyin (a.s)’ın annesi Fatma (a.s) hazrete elbisesini giydirip Peygamber (s.a.a) ile birlikte gönderdi. Resulullah (s.a.a) tekbir dediğinde İmam Hüseyin (a.s)’da tekrar etti- yedi defa bu şekilde oldu- tekbir dedi. Sonra Resulullah (s.a.a) ikinci rekat için kalktı ve tekbir dedi ve İmam Hüseyin (a.s) beş defa tekrar etti, bundan sonra Resulullah (s.a.a) bunu sünnet olarak karar kıldı ve bugüne kadar bu sünnet bu şekilde sabit kalmıştır.[658]

301- Nevadir kitabında Ravendi, Musa b. Cafer, değerli babalarından, onlarda Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmişmerdir: "İstiskâ (yağmur namazında) İmamın kalkıp iki rekat "istiskâ" namazı kılması, sonra ellerini açıp dua etmesi (Allah’tan yağmur yağdırmasını istemesi) sünnettir."[659]

302- İlelü'ş-Şerai kitabında İmam Sadık (a.s)’ın değerli babasının (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) yağmur, istiskâ duası için çöle gittiklerinde gökyüzüne bakardı ve mübarek abasını ters çevirip giyerdi. Ravi; niçin böyle yaptığını sordu. Hazret; kendisi ve ashabı arasında nişanedir. Buyurdu. (Yani; Alemlerin rabbi olan Allah’a yalvarıştır. Şöyle ki Allah'ım! Benim elimde olan bu abayı ters çevirdiğim gibi sen de) kuraklığı nimete çevir.[660]

303- Men La Yehzuruhu'l-Fakih kitabında rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) istiskâ namazında şöyle buyururdu, "Allah'ım! Kullarının ve hayvanlarının susuzluğunu gider, rahmetini aç ve yay, ölmüş şehirlerini canlandır" ve bunu üç defa söylerdi.[661]

304- Caferiyat kitabında Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Yağmurdan meydana gelen hayvanların rızkı arşın altından nazil olur. Bundan dolayı Resulullah (s.a.a) yağmur yağdığı zaman yağmurun altında durur mübarek saçının ve sakalının ıslanmasını beklerdi…"[662]

305- Aynı kitapta Ali (a.s)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) yağmura baktığı zaman "Allah'ım! Bu yağmuru faydalı kıl" derdi.[663]

306- Şeyh Tehzib kitabında İmam Sadık (a.s)’in değerli babalarından şöyle buyurduklarını rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) "Cuma" günü namaz için evden çıktıktan sonra mescitte gelip minberde otururdu ve ezan diyenlerin ezanlarının bitmesini beklerdi."[664]

307- Aynı kitapta Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "İmamın (namaz kıldıran kimsenin, hocanın) minbere çıkıp millete doğru döndükten sonra onları selamlaması sünnettir."[665]

308- Caferiyat kitabında İmam Sadık (a.s)’ın değerli babalarından şöyle buyurdukları rivayet olunmuştur: "Resulullah (s.a.a) -Cuma namazında- iki hutbe okurdu. Birinci hutbeden sonra oturuduktan sonra kalkıp ikinci hutbeyi başlardı."[666]

309- Aynı kitapta İmam Sadık (a.s) Cuma namazında hamd ve sûreyi yüksek sesle okuyun zira sünnettir buyurmuştur.[667]

310- Aynı kitapta İmam Sadık (a.s) değerli babası İmam Bakır (a.s)’dan şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) güneş gökyüzünün ortasını geçtikten sonra Cuma namazı kılardı."[668]

311- Aynı kitapta İmam Zeynelabidin (a.s) Cuma namazında kunût tutmak müstehaptır buyurmuştur.[669]

312- Daaimu'l-İslam kitabında İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cuma namazında birinci rekatta " Cuma" ikinci rekatta "Münafıkun" sûresini okumak sünnettir."[670]

313- Tehzib kitabında Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) mescide girip Bilal’in namazın ikamesini dediğini gördüğünde otururdu."[671]

314- Şehit Sâni Zikra kitabında Sahl Sâidi’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a)’in namaz kıldığı yer ile duvarın arası bir koyunun geçebileceği kadardı."[672]

315- Tehzib kitabında Hişam b. Salim İmam Sadık (a.s)’dan -rükû ve secdede- söylenen tesbih hakkında soru sordu ve hazret şöyle buyurdular: Rükû'da "subhane Rabbiye'l azim" secdede "Subhane Rabbiye-l Âla" söyleyin, ve bir defa zikir söylemek vaciptir, üç defa sünnettir, fakat rükû ve secde de yedi defa zikir söyleme fazilettir." buyurdular. [673]

316- Tehzib kitabında İmam Sadık (a.s)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) namazın her rekatında on beş ayet okurdu. Rükûsu kıyamı, secdesi rükûsu miktarınca idi. Hazretin rükû ve secdeden kalkması eşit müddette idi."[674]

317- Aynı kitapta İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) sabah namazını hava iyice aydınlandıktan sonra kılardı."[675]

318- Aynı kitapta İshak b. Fazl’in İmam Sadık (a.s)’ın hasır ve yere (ekilmeyen arazi) secde edilmesi hakkında soru sorduğu rivayet edilmiştir. Hazret sakıncası yoktur, fakat ben arza secde etmeyi severim, zira Resulullah (s.a.a) alnını arza bırakırdı. Ben de Resulullah (s.a.a)’in sevdiği şeyi senin (yapman) için severim buyurdular.[676]

319- Yine aynı kitapta -nafile namazı hakkında- İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Gündüzün nafilelerinin alçak sesle, akşamın nafilelerinin yüksek sesle okunması sünnettir."[677]

320- Tehzib kitabında Masum (a.s)’dan şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Gul Huvellah-u Ehed, tevhit sûresi" Kuran'ın üçte biri, "Gul Ya Eyyuhe-l Kafirun, cehd sûresi" Kuran'ın dörtte biridir. Resulullah (s.a.a) Gul huvellah-u Ehed'i vitir namazında -gece namazının son bir rekatı- toplardı, böylelikle bütün Kuran’ı okumuş olurdu. Şayet; kasıt hazretin vitir namazında üç defa "Gul huvellah-u Ehed" okumasıdır.[678]

321- Men la Yehzuruhu'l-Fakih kitabında Zurare’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: İmam Bakır (a.s)’ın şöyle buyurduğunu duydum: "Vacip namazdan sonra dua etmek, müstehap namaz kılmaktan daha çok sevabı vardır ve sünnettir."[679]

322- Tehzib kitabında Ebu Harun Makfuf, İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Ey Eba Harun! –biz Ehl-i Beyt- çocuklarımızın namaz kılmalarına dikkat ettiğimiz gibi Hazreti Fatma (a.s)’ın tesbihini okumalarını da emrederiz, zira kim O hazretin tesbihini okursa şâki olmaz.[680]

323- Kurbu'l -Esnad kitabında İmam Sadık (a.s) değerli babası (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.a) Ali (a.s)’a şöyle buyurdu: "Vacip namazların arkasından "Ayete'l-Kürsi" okumaya dikkat et, zira bu amele Peygamber, sıddık ve şehit’ten başkası dikkat etmez."[681]

324- Daaim kitabında şöyle nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.a) iki vitir namazında yani; Şef’ ve bir rekat vitir namazın birinci rekatlarında "Sebbih-is me Rabbike-l Âla" ve ikinci rekatlarında "Gul ya Eyyuh-el Kafirun" ve üçüncü rekatında -vitir- bir rekatlık kunût tutması gereken yerde "Gul huvellahh-u Ehed" okurdu. Elbette bu sûrelerin hepsini Hamd sûresinden sonra okurdu."[682]

325- Evarifu'l-Maarif kitabında Emirü'l Müminin Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) secdede şu duayı okurdu: "Allah'ım! Sana secde ettim ve iman getirdim. Sana teslim oldum. -hakikatim- yüzüm, onu tasvir eden kulak ve burnunu açıp, yaratana secde etti. Öyleyse çok büyüktür Allah ve en güzel yaratıcıdır."[683]

326- Sakâfî’nin telif etmiş olduğu Garat kitabında Emir-il Müminin (a.s)’ın Muhammed b. Ebu Bekur’e şöyle yazdığı rivayet edilmiştir: "Namazının rükûsuna dikkat et… zira Resulullah (s.a.a) rükûdan kalktığı zaman şöyle söylerdi: "Semi Allah’u Li Men Hemideh, Leke-l Hamdu Melee’ Semavatuke, ve Melee’ Arzuke ve Melee’ Ma şi’te Min Şey"[684]

327- Biharu'l-Envar kitabında Zikra kitabından rivayet edilmiştir. "Resulullah (s.a.a) namazda iki secde arasında şu duayı okurdu: "Allahumme İğfir li, Ve-r Hamni, ve Ecirni ve Afini, İnni, Lemma Enzeltu İleyye Min Hayri-n Fegir, Tebarek-ellah’u Rabbu’l Alemin."[685]

328- Evarifu'l-Maarif kitabında Resulullah (s.a.a.)’ın hanımı -Maymune-‘den rivayet edilmiştir: O hazret için mescit te Humre sererlerdi ve hazret üzerinde -namaz kılardı.-(Humre; Hurma ağacının yapraklarından yapılan küçük hasırdır.)[686]

329- Huseyni’nin te’lifi olan Hidaye kitabında kalabalık bir cemaatten ve Ebu Muhammed Askeri (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Allah-u Taâlâ ceddim Resulullah (s.a.a)’e şöyle vahyetti: "Sen, Ali, Ali’nin soyundan gelen İmamları ve sizin şialarınızı kıyamete kadar on haslet ile vasıflandırdım; …onlardan birisi de her namazdan sonra alnı, yüzü yere bırakmaktır. (Allah karşısında tevazudan dolayı yapılan bir ameldir.)."[687]

330- Mecmau'l-Beyan kitabında rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) namaz kıldığı zaman tam ve kâmil kılardı.[688]

331- Durru'l-Leali kitabında bir hadis arasında şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) nezdinde en değerli, ve sevdiği namaz devamlı kılınan namazdı. Resulullah (s.a.a) bir namazı kılmaya başlayınca ona devam ederdi. Her ne kadar namaz kısa bile olsa.[689]

332- İlelu'ş-Şerai kitabında Enes b. Malik’ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Gece yarısı kılınan iki rekat namaz benim yanımda dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha değerlidir."[690]

333- Ş. Saduk Fezaulu'l-Eşhur kitabında Resulullah (s.a.a)’-in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Beni mebûs edene ant olsun ki, Cebrail, İsrafil’den Allah’ın şöyle buyurduğunu bana haber verdi: "Kim Ramazan ayının son gecesinde on rekat namaz kılarsa; Her rekatta "Hamd" sûresini bir defa, "İhlas" sûresini on defa, rükû ve secdede on defa "Subhanellah vel Hamdulillah ve la ilahe İllallah ve-llahu Ekber" söyler, ve her rekatta teşehhüt, selam ile bitirirse, on rekatı bitirdikten sonra bin defa istiğfar eder sonra secdede "Ya Heyyu Ya Kayyum, Ya Zel Celalı ve-l İkram, Ya Rahman-ud Dünya ve-l Ahire ve Rehimuhuma, Ya Erhemer-Rahimin, Ya İlahe-l Evvelin ve-l Ahirin, İğfir lena zunubena, ve Takabbel minna Salatana ve Siyamena ve Kıyamena" bu namazın fazileti ve sevabı hakkında bir çok şey söyledi… Resulullah (s.a.a) daha sonra şöyle buyurdu: Bu namazı Allah sadece bana ve ümmetime hediye etti. Benden önce hiç kimseye, Peygamberlere ve diğerlerine etâ etmemiştir."[691]

334- Evarifu'l-Maarif kitabında rivayet edilmiştir. "Resulullah (s.a.a) eve girdiklerinde oturmadan önce yaptıkları ilk iş dört rekat namaz kılmaktı. Birinci rekatta "Lokman" sûresini, ikinci rekatta "Yasin" sûresini, üçüncü rekatta "Ha Mim Duhan" sûresini, dördüncü rekatta "Tebarek-el Mülk" sûresini okurdu."[692]




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder