50- Merhum Kuleyni el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s)’tan rivayet eder: İmam Sadık (a.s) "Behr-i Saka'ya şöyle buyurdu: Ey Bahr! İyi huy sevinç kaynağıdır. Sonra hazret bir hadis rivayet etti ki hadisten anlaşıldığı üzere Resulullah (s.a) güzel bir ahlaka sahip idi.[68]
51- Şeyh Saduk İlelu'ş-Şerai kitabında Emir’ül-Müminin’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: Resulullah (s.a.a) iyiliklerinin kadir kıymeti bilinmeyen insanlardan idi. Hazret devamlı Kureyş’e, aceme, araba iyilik ederdi. Acaba Resulullah (s.a.a)’den millete daha çok iyilik yapan birini bulmak mümkün mü? Biz Ehl-i Beyti’nde iyiliklerinin kadir kıymeti bilinmedi. Aynı şekilde seçkin müminlerin iyiliklerinin de kadir ve kıymeti bilinmez.[69]
52- Deylemi İrşadu'l-Kulup kitabında rivayet eder: Resulullah (s.a.a) kendi elbisesini kendisi yamardı. Ayakkabılarını dikerdi. Koyunlarını sağardı. Köleleri ile yemek yerdi. Yere otururdu. Eşeğe binerdi. Başkasını da terkine alırdı. Bundan da hiç utanmazdı. İhtiyaçlarını pazardan kendisi gidip alıp taşırdı. Fakir ve zengin ile bir şekilde görüşürdü. Karşıdaki elini çekmeyinceye kadar elini çekmezdi. Zengin olsun fakir olsun, küçük olsun büyük olsun kimi görse selam verirdi. Yemeğe davet edildiği zaman çürük hurma dahi olsa küçümsemezdi. Masraf ve harcamaları az ama büyük bir ruha sahip idi. Muâşereti çok hoş ve kendisi güler yüzlü idi. Her zaman çehresinde bir tebessüm vardı. Yüzünü ekşitmeden ve zillet altına girmeden hüzünlü olduğu anlaşılırdı. Aşırıya kaçmadan her zaman mütevazı idi, cömert bir insandı, nazik bir kalbi vardı ve bütün Müslümanlara karşı şefkatli idi, hiçbir zaman tokluğundan dolayı geğirmedi. Hiçbir şeye tamahından dolayı el uzatmadı.[70]
53- Tabersi Mekarimu'l-Ahlak kitabında şöyle naklediyor: Resulullah (s.a.a) aynaya bakar saçını düzeltip tarardı. Bazen de bu işi suyun karşısında yapardı, kendi ailesi için süslendiği gibi ashabı içinde süslenir şöyle buyururdu: "Allah kardeşleri ile görüşmek için evden çıkacak kulun hazırlanıp süslenmesini sever."[71]
54- Ş. Saduk İmam Sadık (a.s)’tan Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu nakleder: "Beş şeyi ömrümün sonuna kadar yapacağım, yerde oturup köleler ile yemek yemeği, palansız eşeğe binmeği, "keçiyi" kendi ellerimle sağmağı, yünlü elbise giymeği, çocuklara selam vermeği, böylelikle bunların benden sonra sünnet olarak kalmasını istiyorum.[72]
Müellif: Saduk bu hadisi Mecalis kitabında da getirmiştir.
55- Kutb-u Ravendi Lubbu'l-Lebab kitabında Resulullah (s.a.a)’in büyük küçük herkese selam verdiğini rivayet eder.[73]
56- Ş. Saduk el-Fakih kitabında Emirü'l Müminin (a.s)’dan şöyle rivayet eder: Ben-î Said’den birine sana kendim ve Fatıma (a.s) hakkında bir hadis nakledeyim mi? dedi … sonra şöyle buyurdu: Bir sabah Resulullah (s.a.a) bizim evin kapısına kadar geldi, biz henüz yatakta idik, Esselam-u Aleykum dedi, yatakta olduğumuzdan dolayı utanıp cevap vermedik, yine Esselam-u Aleykum dedi, yine cevap vermeye utandık, üçüncü defa da Esselam-ü Aleykum dedi, biz cevap vermediğimiz takdirde hazretin dönüp gideceğinden korktuk. Zira hazretin adeti her zaman üç defa selam verip cevap verildiğinde eve girip verilmediği takdirde dönüp gitmesi idi. Bunun için bizde Aleykum Selam Ey Resulullah, buyurun dedik, hazret içeri girdiler…[74]
57- Kuleyni el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s)’tan şöyle rivayet ediyor: Resulullah (s.a.a) kadınlara selam verirdi. Onlarda selamının karşılığını verirlerdi, Emirü'l Müminin (a.s)’da kadınlara selam verirdi. Ama genç bayanlara selam vermekten kaçınırdı ve onların sesinin kalbimde eser etmesinden ve bu işin zararının mükafatından daha fazla olmasından korkarım. Diye buyururlardı.[75]
Müellif: Bu rivayeti Ş. Saduk senetsiz olarak zikretmiştir. Aynı şekilde Tabersi’nin torunu Mişkat kitabında, Mehasin kitabından nakleder.
58- Kuleyni el-Kâfî kitabında hazreti Abdul Azim (r.a)’den senetsiz olarak zikreder: Resulullah (s.a.a)’in üç çeşit oturma şekli vardı; "Gerfesa"; Ayak baldırlarını kaldırıp ellerini önden birleştirirdi. Bazen de iki diz üstü otururdu. Bazen de bir ayağını kalçasının altına bırakıp diğer ayağını da onun üzerine uzatırdı. Hiçbir zaman tekebbürlü insanlar gibi bağdaş kurarak oturmazdı.[76]
59- Mekarim kitabında Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Hiçbir zaman Resulullah (s.a.a)’in görüştüğü kimsenin elini çekmeden önce elini çektiği görülmedi. Hiçbir zaman birisinin ihtiyacını gidermede yardımda bulunduğu zaman karşıdaki vazgeçmeden hazretin vazgeçip yarıda bıraktığı görülmedi, birisi hazretle sohbete başladığı zaman karşıdakinden önce susup sohbeti bitirdiği görülmedi, hiç kimsenin karşısında ayağını uzatmadı. İki zor iş arasında kaldığında en zor olanı seçti. İlahi hudutlar çiğnenmediği takdirde hazrete (şahsi) zülüm edildiğinde intikam peşinde olmadı. İlahi hudutlar çiğnendiğinde öfkelenirdi ve bu öfkesi de Allah için idi, yaşadığı sürece hiçbir zaman yaslanarak yemek yemedi.[77]
Hazretten bir şey istendiği takdirde "hayır" dediği görülmedi, hiç kimsenin isteğini reddetmezdi. Elinden geldiği kadarıyla ihtiyacını gidermeye çalışırdı. Bunu da yapamasaydı şirin dille onu razı ederdi. Namazı en güzel[78] şekilde kıldığı gibi bütün namazlardan hafif idi. Hutbeleri bütün hutbelerden kısa idi. Boş konuşmaktan kaçınırdı. İnsanlar hazreti güzel kokusu ile tanırlardı. İnsanlar ile bir sofranın başına oturduklarında herkesten önce yemeğe başlayıp en son yemeğin başından çekilen kimse idi. Kendi önünden yemek yerdi.[79] Sadece taze hurma olduğu zaman başka taraflara da el uzatırdı.
İçecekleri üç nefeste yutmadan,[80] emerek içerdi, sağ elini yemek, içmek, almak ve vermek için kullanırdı. Sağ eli dışında bir şey verip almazdı, sol elini başka işler için kullanırdı. Bütün işlerinde; elbise, ayakkabı giyerken, saçları tararken. "teyamun'u" severdi (bütün işlerde sağı kullanmak, sağ ile başlamak...), Birisini seslediği zaman üç defa çağırırdı. Kelamında tekrar olmazdı. İzin aldığı zaman üç defa tekrar ederdi. Kelamı apaçık idi. Öyle ki her dinleyen anlardı. Konuştuğu zaman dişlerinin beyazlığı ışıldardı. Ön dişleri çok cazip bir şekilde birbirinden ayrı ama fasılalı değildi.
Kısa bakışları vardı. Kimsenin üzerine hayretle bakmazdı. Hiç kimse ile hoşlanmadığı şey hakkında sohbet etmezdi. Yolda yürürken yokuş aşağı iner gibi adımlarını atardı. Şöyle buyururdu: "İçinizde en hayırlınız en güzel ahlaklı olanınızdır." Hiçbir yiyeceği küçümsemediği gibi de övmezdi, ashabı hazretin huzurunda tartışıp kavga etmezlerdi. Kimlere hazretin huzuruna ulaşmak nasip olmuşsa; "Biz hazret (s.a.a) gibi ne geçmişte birisini gördük. Nede gelecekte göreceğiz" demişlerdir.[81]
60- Kuleyni el-Kâfi kitabında İmam Sadık (a.s)’tan rivayet eder : Resulullah (s.a.a) ashabı arasında bakışlarını eşit şekilde dağıtır, herkese eşit şekilde bakardı. Hiçbir zaman ayaklarını ashabı içinde uzatmazdı. Birisi hazretle görüştüğü zaman karşıdaki elini çekmeyene kadar hazret çekmezdi. Halk bunu bildikleri için görüştükleri zaman hemen ellerini hazretten önce çekerlerdi.[82]
Müellif: Kuleyni bu rivayeti iki şekilde rivayet etmiştir: onlardan birisinde ise şöyle gelmiştir: "Resulullah (s.a.a) hiçbir dilenciyi geri çevirmezdi. Bir şeyi olsa ona verirdi olmazsa Allah ulaştırsın." buyururdu.
61- Ayyâşi tefsirinde İmam Sadık (a.s)’dan Resulullah (s.a.a)’in Şemâili hakkındaki bir hadis-i şerifte şöyle buyurduğunu nakleder: "Hazret birisi ile birlikte oturduğu zaman hiçbir zaman onun yanında elbisesini ve ziynetini üzerinden çıkarmazdı."[83]
62- Mekarim’de Resulullah (s.a.a)’in konuştukları zaman tebessüm ettiği nakledilmiştir.[84]
63- Yine Mekarim kitabında Yunus Şeybani İmam Sadık (a.s)’ın kendisine şöyle buyurduğunu nakleder:" Birbiriniz ile şaka yapar mısınız? Az şaka yaparız dedim. Niçin birbiriniz ile şaka yapmıyorsunuz? Şaka ile din kardeşinizi mesrur edebilirsiniz. Zira Resulullah (s.a.a) millet ile şaka yapardı ve niyeti onları sevindirmek mesrur etmek idi."[85]
64- Ahlak kitabında Ebul Kasım İmam Sadık (a.s)’tan nakleder ki hazret şöyle buyurdular: "Hiçbir mümin yoktur ki şakadan bir kazancı olmamış olsun, Resulullah (s.a.a) şaka yapardı ve hak dışında bir şey söylemezdi."[86]
65- el-Kâfî’de Muammer b. Hilad’dan rivayet edilmiştir: Hazreti İmam Rıza (a.s)’tan sordum ki; kurban olduğum bazen bir topluluk kendi aralarında söz gelişi şaka yapıp gülüyorlar! Dedim, İmam (a.s) "Sakıncası yok eğer olmazsa" buyurdu, râvi "Ben hazretin küfür ve çirkin sözler olmamasını kastettiğini zannettim" diyor, sonra hazret buyurdular ki: "Bir arap Resulul-lah (s.a.a)’in huzuruna gelip hediye getiriyordu. Orada da hediyenin parasını ver diyordu, Resulullah (s.a.a) ise gülüyordu. Resulullah (s.a.a) hüzünlendiği zaman o arap nerede keşke burada olsaydı, buyururlardı.[87]
Müellif: Bu manada hadis gerçekten haddinden fazladır.
66- el-Kâfî'de İmam Sadık (a.s)’dan Resulullah (s.a.a)’in genellikle kıbleye doğru oturduğu rivayet edilmiştir.[88]
67- Mekarim'de şöyle gelmiştir: "Dua okuması veya isim bırakması için[89] bazen küçük çocuğu Peygamber-i Ekrem’in huzuruna getirirlerdi. Hazret çocuk sahiplerine ihtiram için çocuğu kucağına alırdı. Bazen çocuk Peygamber (s.a.a)’in üzerine idrar ederdi. Olayı görenler çocuğa kızarlardı, Nebi Ekrem buyururlardı ki: "Hiddet ile çocuğun idrar yapmasına engel olmayın. Çocuğu rahat bırakın idrarını yapsın. Dua ve isim bırakma işi bittikten sonra çocuk sahipleri sevinçli bir şekilde çocuklarını alıp giderlerdi, Peygamber (s.a.a)’in incimiş ve öfkelenmiş olduğunu hissetmezlerdi. Onlar gittikten sonra hazret elbisesini temizlerdi.[90]
68- Yine aynı kitapta Resulullah (s.a.a) bir şeye binmiş olduğu zaman kimsenin yanında yaya-yürüyerek gelmesine izin vermezdi. Onu da terkine alırdı. Şahıs kabul etmeseydi. Öyley-se benden önce git ve filan yerde beni bekle." diye buyururdu.[91]
69- Ahlak kitabında Ebul Kasım Kufi’den şöyle nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.a)’in kimseden intikam almadığı, eziyet edenleri bağışlayıp kendi hakkından geçtiği çeşitli kitap ve hadislerde nakledilmiştir.[92]
70- Mekarim kitabında nakledilmiştir: Birisi hazretin huzuruna gelip otursaydı, hazret şahıs kalkıp gitmeden meclisi terk etmezdi.[93]
71- Yine Mekarim kitabında nakledilmiştir: Resulullah (s.a.a) üç gün arka arkaya ashabından birini görmeseydi, onu sorup soruştururdu. Yolculukta olsaydı onun için dua ederdi. Eğer evinde olsaydı yanına, hasta olsaydı, ziyaretine giderdi.[94]
72- Yine aynı kitapta Enes b. Malik’ten nakledilmiştir: "Dokuz yıl Resulullah (s.a.a)’e hizmet ettim ve bu süre içinde bana niçin filan işi yapmadın? dediğini hatırlamıyorum. Hiç bir zaman işlerimde beni kınayıp eleştirmedi."[95]
74- Yine aynı kitapta Gazali’den şöyle nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.a)’i ashabından birisi veya yabancı birisi seslediği zaman hazret "Lebbeyk" diye cevap verirdi."[96]
75- Yine aynı kitapta nakledilmiştir: "Hazret ashabına ihtiram ve kalplerini kazanmak için onları künyeleri ile çağırırdı. Künyesi olmayanlara kendisi künye takardı ve millette onları bu yeni künyeleri ile çağırırlardı. Hatta çocuğu olan ve olmayan kadınlara künye takardı.[97] Böylelikle herkesin sevgisini kazanırdı."[98]
76- Yine aynı kitapta nakledilmiştir: "Birisi hazretin huzuruna geldiği zaman minderini ona verirdi. Kabul etmeseydi ısrar ederdi."[99]
77- Yine aynı kitapta Resulullah (s.a.a)’in Ramazan ayında sert, hızlı rüzgar gibi elinde neyi varsa infak ettiği nakledilmiştir.[100]
78- el-Kâfî’de Ecelan’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İmam Sadık (a.s)’ın huzurundaydım bir dilenci geldi, içinde hurma olan sepete elini daldırarak bir avuç dolusu hurma verdi, biraz sonra ikinci dilenci geldi. Hazret kalkıp ona da aynı şekilde hurma verdi. Aynı şekilde üçüncü dilenci geldi yine ona da bir avuç dolusu hurma verdi. Dördüncü defa yine başka bir dilenci geldi. Bu sefer ona "Allah bize ve size rızk versin" diye buyurdu. Sonra bana dönerek şöyle buyurdu: "Resulullah (s.a.a) kim bir şey isteseydi ona bağışta bulunurdu. Bir gün bir kadın çocuğunu hazretin huzuruna gönderdi ve ona Resulullah (s.a.a)’in huzuruna git ve bir şey iste eğer bizim elimizde şu an bir şey yok diye buyurursa kendi gömleğini vermesini söyle, dedi. Re-sulullah (s.a.a) kendi gömleğini çıkarıp çocuğun önüne attı, Allah-u Taâlâ Resulullah (s.a.a)’e mutedil-orta yollu olmasını emretti, şu ayet nazil oldu: "Elini boynuna bağlama (cimri olma) onu büsbütün de açıp saçma (israf etme). Sonra kınanmış pişman olmuş bir halde eli boş açıkta kalırsın."[101]
79- Yine aynı kitapta Resulullah (s.a.a)’in hediye yi kabul edip yediğini fakat sadaka verildiği zaman reddedip yemediği nakledilmiştir.[102]
80- el-Kâfî’de Musa b. Bezi’den rivayet edilmiştir, İmam Rıza (a.s)’a şöyle arz ettim: "Kurban olduğum bize gelen haberlere göre Resulullah (s.a.a)’in bir yere gittiğinde döndüğü zaman aynı yoldan dönmediğini söylüyorlar. Bu doğrumudur? İmam evet doğrudur buyurdular. Ben de bir çok zaman böyle yapıyorum. Sizde aynısını yapın, sonra bu iş rızka insanı daha çabuk ulaştırır buyurdular.[103]
81- Seyyid b. Tavus İkbal kitabında İmam Sadık (a.s)’dan rivayet eder: "Resulullah (s.a.a) güneş doğduktan sonra evden çıkardı."[104]
82- Kuleyni el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s)’tan şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Resulullah (s.a.a) bir meclise girdiği zaman kendisine en yakın yere otururdu."
Müellif: Bu hadisi Tabersinin torunu Mişkat kitabında Mehasin ve diğerlerinde nakletmiştir.[105]
83- Gevaliu'l-Leali kitabında nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.a) birisinin kendisi için ayağa kalkmasından hoşlanmazdı. Bundan dolayı millet hazret geldiğinde ayağına kalkmazlardı. Ama hazret kalkıp gideceği zaman herkes hazret ile birlikte ayağa kalkıp evinin kapısına kadar uğurlarlardı."[106]
84- el-Kâfî’de İshak b. Ammar’dan rivayet edilmiştir: Resu-lullah savaş etmek istediği zaman kendi hanımları ile meşveret edip, onların görüşlerinin tersine amel ederdi.[107]
85- Menakib kitabında nakledilmiştir: Peygamber (s.a.a) Ümm-ü Seleme’nin otağında "Geylule" uykusuna daldığı zaman, Ümm-ü Seleme hazretin terini toplayıp esansın içine katardı.[108]
1- Kuleyni el-Kâfî kitabında kendi senediyle İmam Sadık (a.s)’tan rivayet eder: "Resulullah (s.a.a) hiç bir zaman millet ile kendi akıl seviyesi miktarınca sohbet etmezdi. "Sonra Resu-lullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Biz peygamberler millet ile kendi akılları seviyesi miktarınca konuşmaya emir olunduk."[109] Bu manada hadisler Mehasin ve Emâli kitaplarında da gelmiştir.
2- Ş. Tûsi Emâli kitabında Resulullah (s.a.a)’den şöyle rivayet etmektedir: "Biz peygamberler vacipleri yerine getirmeye emir olunduğumuz gibi millet ile iyi geçinmeye de emir olunmuşuzdur."[110]
3- el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s)’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Rabb'im beni vacipleri ikame etmemi emrettiği gibi millet ile iyi geçinmemi de emretti."[111]
Bu manada hadisi de İbn-i Şube Tuhefu'l-Ukul, Ş. Saduk, Hisal ve Maanu'l-Ahbâr kitaplarında nakletmiştir.
4- Merhum Feyz Meheccetu'l-Beyza kitabında Sad b. Hişam-’dan şöyle rivayet ediyor: "Ayşe’ye Resulullah (s.a.a)’in ahlakının nasıl olduğunu sordum, O’da Kuran okuyor musun? dedi, evet dedim, Kuran okumak Resulullah (s.a.a)’in ahlakındandır, dedi."[112]
5- Tuhefu'l-Ukul kitabında Resulullah (s.a.a)’dan şöyle rivayet ediliyor: "Biz Ehl-i Beyt’in mürüvveti bize zülüm edenleri affetmek, bizim hakkımıza mani olanlara bahşişte bulunmaktır."[113]
6- el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s) Resulullah (s.a.a)’ den şöyle rivayet edilmiştir :"Rabb'im bana Müslümanların fakirlerini sevmemi emretti."[114]
7- İrşad-i Deylemi kitabında İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Sabır, doğruluk, hilim, güzel huylu olmak peygamberlerin ahlaklarındandır."[115]
8- Merhum Feyz Meheccetu'l-Beyza kitabında şöyle rivayet ediyor: "Resulullah (s.a.a) Allah-u Taâlâ’nın dergahına devamlı yalvarırdı, her zaman Allah’tan kendisini güzel ahlak ile ziynetlendirmesini ister şöyle derdi: "Allah’ım! Benim ahlakımı güzelleştir, kötü ahlaktan beni uzaklaştır."[116]
9- Merhum Ş. Saduk Mecalis kitabında İmam Rıza (a.s)’dan O’da değerli babalarından (a.s), Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: "Cebrâil Allah tarafından bana nazil oldu ve şöyle dedi; Ey Muhammed her zaman güzel ahlaklı ol. Zira kötü huy dünya ve ahiret hayrını ortadan götürürür, yok eder, sonra Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: İçinizde bana en çok benzeyeniniz ahlakı en güzel olanınızdır."[117]
10- Şehit Sâni Keşfu'r-Reybe kitabında Hüseyin b. Zeyd’den rivayet eder: İmam Sadık (a.s)’a arz ettim ki kurban olduğum Resulullah (s.a.a) hiç kimse ile şaka eder miydi? Şöyle buyurdular: Allah O hazreti "büyük ahlak" ile vasıflandırmıştır. Allah’ın göndermiş olduğu bütün peygamberlerde can sıkılması (ingibaz) vardı, fakat Muhammed (s.a.a) rahmet ve şefkat ile birlikte kamil bir şekilde gönderildi. Hazret, azametinin ashabını tamamen etkilememesi ve isteklerini rahatça hazrete söyleyebilmeleri için onlarla şefkatle şakalaşırdı. Sonra İmam Sadık (a.s) buyurdular ki, değerli ecdatlarım Ali (a.s)’dan şöyle rivayet ederler: Resulullah (s.a.a) ashabından birisini üzgün, dertli gördüğü zaman şaka ile onu sevindirmeye, mesrur etmeğe çalışırdı. Allah kardeşi ile asık suratlı görüşen kimseyi sevmez diye buyururlardı.[118]
11- Mekarimu'l-Ahlak kitabında Zeyd b. Sabit’in şöyle rivayet ettiği naklolunmuştur: "Resulullah (s.a.a) ile oturup ahiret ile ilgili sohbet ettiğimiz zaman hazrette aynı konu hakkında sohbet ederdi. Dünya hakkında sohbet etseydik hazrette bizimle dünya hakkında sohbet ederdi. Yiyecek içeceklerden söz açılsaydı yine bizimle bu konu hakkında sohbet ederlerdi."[119]
12- Menakib kitabında Resulullah (s.a.a)’in göz kaş ile işaret etmediği zikredilmiştir.[120]
13- Erbili Keşfu'l-Gumme kitabında rivayet etmiştir: "Resu-lullah (s.a.a) hanımlarından birisine buyurdular ki: seni yarın için bir şeyler saklamaman için nehy etmedim mi? Zira Allah-u Taâlâ herkesin rızkını gönderecektir."[121]
14- Daaim kitabında Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Nebilerin, sıddıkların ve şehitlerin en güzel huyları Allah için birbirlerini ziyaret etmeleridir."[122]
15- Mecmuatu'l-Veram kitabında Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Peygamberlerin, sıddıkların yüzlerinde şadlık görünmesi, birbirleri ile tokalaşarak görüşmeleri ahlaklarının gereğidir."[123]
16- Menakib kitabında Resulullah (s.a.a)’in birisiyle karşılaştığı zaman ilk olarak kendisinin tokalaştığı zikredilmiştir.[124]
17- Gazali İhyau'l-Ulum kitabında Resulullah (s.a.a)’in ashabına şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Birbirinizin kötülüklerini benim yanım da açıp dökmeyin, söylemeyin, zira ben sizin yanınıza sakin ve kırgın olmayan bir kalp ile gelmek istiyorum."[125] Bu manada bir hadis Mekarim kitabında da zikredilmiştir.
18- Misbahu'ş-Şeriat kitabında Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Biz – peygamberlerin, emînlerin, takvalıların- arasında gereksiz yere zahmete düşmek yoktur.[126]
19- Aynı kitapta Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Hilimin merkezi, ilimin madeni, sabır yatağı olmak için gönderildim."[127]
20- el-Mekarim kitabında Ebûzer (r.a)’den rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) ashabı arasında hiç bir imtiyazı olmayacak şekilde otururdu, yabancı birisi meclise girdiğinde sorup öğreninceye kadar hazreti tanımazdı, Ebûzer diyor ki, Resulullah (s.a.a)’e rica ettik ki izin verin size özel bir yer yapalım yabancı birisi geldiğinde sizi tanısın, hazret izin verdikten sonra bir kürsü hazırladık hazret onun üstüne bizlerde etrafında otururduk."[128]
21- Mecmuatu'l-Veram kitabında şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.a)’in sünnetinden, bir topluluk ile sohbet ettiği zaman özellikle bir yöne teveccüh etmeyip, herkese eşit şekilde bakarak inayet etmesidir.[129]
22- Yine aynı kitapta şöyle gelmiştir: "Resulullah (s.a.a) kendi elbisesini kendisi diker, ayakkabısına yama atar ve evde en çok dikiş işi ile uğraşırdı.[130] Buna bak yazılsın mı
23- Yine aynı kitapta rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) hiç bir zaman Allah yolu dışında bir köleyi veya başka birisini vurmadı, Allah kanunlarının uygulanması dışında hiç kimseden intikam almak peşine düşmedi ve yapmadı."[131]
24- el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s)’tan şöyle rivayet edilmiştir: "Allah-u Taâlâ hiçbir peygamberi bütün insanlara karşı doğru sözlü emanete sadık olmasına emretmeden göndermedi."[132]
25- Mecmuatu'l-Veram kitabında İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet edilmiştir: "Emanete ihanet etmeyin. Zira Allah Resulü’ne (s.a.a) bir iğne iplik de emanet bırakılsaydı onu sahibine teslim ederdi."[133]
26- Mekarimu'l-Ahlak kitabında İmam Sadık (a.s)’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) birisi ile büyük bir taşın yanında dönüp gelinceye kadar beklemeyi kararlaştırdılar, güneşin aşırı sıcaklığı Resulullah (s.a.a)’i çok rahatsız ediyordu, ashabı buyurun gölgeye geçin daha iyi olur dediler. Resulullah (s.a.a) benim vade verdiğim yer burası burada bekleyeceğim. Eğer gelmezse vadesine uymayan o olacak diye buyurdular.[134]
27- el-Mehasin kitabında Cabir, İmam Bakır (a.s)’dan rivayet eder, Emirü'l Mümünin (a.s) şöyle buyururdu, Biz Ehl-i Beyt kimsesiz ve fakirlere yiyecek vermeye, musibetlerde zorluk içinde olanlara sığınak olmaya ve millet uyuduğunda namaz kılmaya emredildik.[135] Bu manada hadis el-Kâfî kitabında da gelmiştir.
28- el-Kâfî kitabında şöyle rivayet edilmiştir: bir akşam İmam Rıza (a.s)’a misafir geldi, akşam oturmuş onunla sohbet ediyordu. Bu esnada lambada bir arıza oldu ve ışığı azaldı. Misafir elini uzatıp lambayı tamir etmeye çalıştı. İmam Rıza (a.s) ona engel oldu, kendisi lambayı tamir etmeye başladı ve şöyle buyurdu: "Biz Ehl-i Beyt Misafirlerimizi bir iş yapmaya zorlamayız."[136]
29- Ş. Saduk Emâli kitabında Heriz b. Abdullah'dan rivayet eder, Cehine kabilesinden bir grup İmam Sadık (a.s)’ın huzuruna geldiler. Hazret onlara ziyafet verdi. Huzurundan ayrılmak istediklerinde yol azığı, hediye ve bahşiş verdi, ama kölelerine şöyle buyurdu: "Yüklerini bağlamalarına yardım etmeyin. "Misafirler işlerini bitirip yola koyulmadan önce Allaha ısmarladık demek için hazretin huzuruna geldiler, Ey Resulullah’ın oğlu! Bize çok sıcak davrandın, ziyafet verdin, niye kölelerine bizim yüklere yardım etmemelerini emrettin? diye sordular. Hazret, Biz Ehl-i Beyt misafirlerimizi yanımızdan ayrılıp gitmelerinde yardım etmeyiz.[137]
30- Kâfî kitabında Hz. Musa b. Cafer (a.s)’dan rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a)’e misafir geldiğinde onunla birlikte yemek yerdi. Misafir yemekten çekilmeyinceye kadar Resulul-lah (s.a.a) yemekten çekilmezdi."[138]
31- Gazali İhyau'l-Ulum kitabında yazar; Misafiri kapı çıkışına kadar uğurlamak sünnettendir.[139]
32- el-Kâfî kitabında İbn-i Bukeyr İmam Sadık (a.s)’ın bir grup ashabından şöyle rivayet etmiştir: "Bazı zamanlar İmam Sadık (a.s) bizleri ekmek, yağ, helva ile sonra ekmek ve zeytin getirerek ağırlardı, hazrete eğer yiyecekleri biraz biriktirseniz yaşantınızda mutedil olmuş olursunuz diye arz ettik. İmam Sadık (a.s) tedbir bizim huyumuz değil. Biz Ehl-i Beyt’in tedbiri Allah’ın elindedir. Eğer Allah bizlere zenginlik verse bizde müreffeh yaşarız. Eğer fakirlik verirse kanâat ederiz,[140] buyurdu.
33- Mecmuatu'l-Veram kitabında Musade'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İmam Sadık (a.s)’ın ashabına şöyle buyurduğunu duydum; "Size sevgi gösteren kimseyi kınayıp yermeyin, müptela olduğu günahı yüzüne vurmayın, zira bunun kendisi Resulullah (s.a.a) ve Allah’ın evliya kullarının ahlakından değildir."[141]
34- Ş. Saduk Fakih kitabında Resulullah (s.a.a) ’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Eğer beni koyun paçası için bile davet etseler kabul ederim, hatta onu bana hediye bile getirseler kabul ederim."[142]
35- Mehasin kitabında "Muammer b. Hilad'dan rivayet edilmiştir: İmam Rıza (a.s)’ın Said adında kölelerinden birisi vefat etti, hazret şöyle buyurdu, "Faziletli ve emanet ehli birini bana göster onu Said’in yerine alayım."ben mi size tanıtayım? diye arz ettim, İmam Rıza (a.s) sinirlenmiş bir şekilde Resulul-lah (s.a.a) kendi ashabı ile meşveret ederdi sonra iradesi doğrultusunda girişimde bulunurdu." buyurdu.[143]
36- İhticâc kitabında İmam Hasan Askeri (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Babama şöyle arz ettim, Yahudiler ve müşrikler Resulullah (s.a.a)‘e karşı inatlaştıkları zaman hazret onlar ile münazara ve ihticâc eder miydi? Babam evet defalarca bu şekilde oldu." diye buyurdu."[144]
37- Emâli kitabında Ş. Saduk İmam Sadık (a.s)’dan rivayet eder, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Rabb'imin ilk nehy ettiği şey.... Onlardan birisi de millet ile çekişip kavga etmektir.[145]"
38- Merhum Meclisi Bilaru'l-Envar'da Daavâtu Ravendi kitabından Emirü'l Müminin (a.s)’dan şöyle rivayet eder: "Resu-lullah (s.a.a)’den bir şey istendiğinde hazret yapmak istediği zaman evet derdi, yapmak istemediği takdirde ise sükut ederdi. Hiç bir zaman hayır demezdi."[146]
39- Mekarim kitabında Enes b. Malik’ten şöyle rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a)’in huzuruna geldiğimizde çember kurarak otururduk.[147]
40- Aynı kitap Cabir’in şöyle dediğini rivayet eder: "Resulullah (s.a.a) dışarı çıktıkları zaman ashabı önden giderlerdi. Arkasını melekler için boş bırakırlardı."[148]
41- Yine aynı kitapta Cabir’den rivayet edilmiştir ki; Resulullah (s.a.a) "gazvelerde" milletin arkasında giderdi ve onlar için dua ederdi. Zayıf ve güçsüzler arkada kaldığında onları terkine bindirip şefkat ve muhabbet içinde orduya ulaştırırdı.[149]
42- Mecmau'l-Beyan kitabında şöyle rivayet edilmiştir, "Resulullah (s.a.a) milletin gurur ve (dünyaya) bağlılığına neden olan dünya metasına tenezzül edip bakmazdı."[150]
43- Yine aynı kitapta Resulullah (s.a.a) bir şeye üzülüp hüzünlendiği zaman namaz ve ibadete sığındığı rivayet edilmiştir.[151]
44- Yine aynı kitapta şöyle rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) millet ile güzel bir huy ve ahlak ile muâşeret ederdi. Fakat kalbi onlardan ayrı idi. Yani zahirde millet ile birlikte batında Hak Taâla’yla idi."[152]
45- Merhum Meclisi el-Bihar kitabında şöyle nakleder: "Resulullah (s.a.a) yalnız oturup rabbi ile sohbet ve dua etmeyi severdi."[153]
46- Yine aynı kitapta Ümm-ü Seleme'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) her zaman oturup kalktığında, gelip gittiğinde "Suphanallah ve bihemdih, Esteğfirullah ve Etubu İleyh"derdi, hazrete bunun nedenini sorduğumda Allah-u Taâla’nın böyle emrettiğini buyurdular. Sonra ise "İza Cae Nasrullah" (Nasr) sûresini okurlardı."[154]
47- Bilaru'l-Envar kitabında Kenzü’l-Keraceki kitabından Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Rabb'im, bana yedi hasleti kendimde bulundurmamı emretmiştir. Gizli ve aşikar işlerimi Allah için yapmamı, bana zulmedeni affetmemi, beni (hakkımdan) mahrum edene bahşişte bulunmamı, benden ilişkisini kesen ile irtibata geçip ilişkimi kesmememi sıla-i rahim de bulunmamı, tefekkür için susmamı, bakışlarımın ibret almak için olmasını."[155]
48- İbn-i Şehri Aşub Menakib kitabında şöyle rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.a) kendi ayakkabılarını ve elbisesini kendisi dikerdi, evin kapısını kendisi açardı. Koyunların sütlerini kendisi sağar, develeri bağlayıp sonra sağardı. Hizmetçisi yorulduğu zaman ona yardım ederdi.
Akşam alacağı abdest suyunu kendisi hazırlardı. Yürürken kimse ondan öne geçemezdi. Otururken bir yere yaslanmazdı. Ev işlerinde ev ahalisine yardım ederdi. Eti kendi elleriyle ezerdi.
Sofrada yemek hazır olduğu zaman köleler gibi otururdu. Yemekten sonra parmaklarını yalar, hiçbir zaman tokluktan dolayı geğirmezdi.
Herkesin davetini kabul eder, koyunun omuzu veya adaleleri hatta bir yudum süt bile olsa hediyeyi kabul ederdi. Hediye olarak verilen yiyeceklerden yerken asla sadaka dan yemezdi.
Hiç kimseye hayretle gözünü dikip bakmazdı. Öfkesi Allah içindi. Hiçbir zaman kendisi için öfkelenmezdi.
Bazen şiddetli açlıktan dolayı karnına taş bağlardı. Önüne bırakılan yemeği yerdi. Hiçbir yemeği reddetmezdi.
İki elbiseyi birlikte giydiği görülmedi. Bazen çizgili bedri yemeni, bazen yünden dikilmiş aba (cüppe) yi elbisesinin üstüne atardı. Aynı şekilde pamuk ve ketenden dokunmuş elbiseler giyerdi. Hazretin elbisesinin çoğu beyaz idi. Takkesinin üzerine sarık bırakırdı. Gömleğini sağ taraftan giymeye başlardı. Cuma gününde giydiği özel bir elbisesi vardı. Yeni gömlek giydiği zaman eskisini fakirlere verirdi. Bir de abası vardı. Hazret oturmak istediği zaman ikiye katlar altına sererdi. Sağ serçe parmağında gümüş yüzük vardı.
Karpuzu severdi. Pis kokuları hiç sevmezdi. Abdest aldığı zamanlarda dişlerini fırçalardı. (misvak kullanırdı). Bazen hayvana bindiği zaman köle veya başkasını da terkine alırdı. At, eşek, katır olsun bütün hayvanlara binerdi. Sadece dizgini olup palanı olmayan eşeğe binerdi.
Bazen abasız, sarıksız, ayakkabısız, takkesiz yol yürürdü. Cenazeyi teşyiî ederdi. Şehrin en ücra köşesinde ki hastaların ziyaretine giderdi.
Fakirler ile bir sofrada oturur miskinlere kendisi yemek yedirirdi, ahlak açısından faziletli olanlara özel ihtiram gösterirdi. Şerefli itibarlı insanlar ile ülfet edip kaynaşır ve onlara iyilik ederdi. Akrabaları ile başkalarından öne geçirmeyecek şekilde sıla-i rahim ederdi.
Milletten hiç birisine cefa etmezdi. Özür dileyenlerin mazeretlerini kabul ederdi. Kuran nazil olup, vaâz, öğüt etmedikleri zaman tebessümü herkesten fazla idi, kahkaha atmadan gülerdi.
Yiyecek ve giyecek konusunda köle ve kenizlerine karşı üstünlük peşinde değildi. Hiç kimseye küfretmezdi. Hiçbir hanımına ve hizmetçisine lanet okumazdı. Hazretin huzurunda birisini kınadıkları zaman onun la işiniz olmasın diye buyururdu.
Hacetinden dolayı birisi yanına geldiği zaman ihtiyacının giderilmesi için girişimde bulunurdu. Kaba ve sert birisi değildi. Pazarda sesini yükseltmez, kötülük yapanların karşısında kötülük yapmazdı. Onların yanlış ve hatalarını görmemezlikten gelir hatalarını affederdi. Kiminle karşılaşsa önce selam verirdi.
Bir işin yapılması için yanına gelen olsaydı, onunla birlikte sabır edip işbirliği yapardı veya tarafın vazgeçmesini beklerdi. Hiçbir zaman Resulullah (s.a.a) ile birisi tokalaştığı zaman hazretin önce elini çektiği görülmedi. Müslüman biri ile karşılaştığı zaman önce tokalaşırdı.
Oturup kalktığı zamanlar Allah’ı anardı. Namaz kıldığında yanında birisi oturmuşsa namazını kısa bir şekilde kılar, uzatmazdı. Namazı bitirdikten sonra şahsa dönüp Acaba bir isteğin mi var? diye sorardı.
Resulullah (s.a.a) genellikle bacaklarını toplu bir şekilde kaldırıp, iki elini önden birbirine kenetleyerek otururdu. Meclise girdiği zaman kendisine en yakın boş yerde ve genellikle kıbleye doğru otururdu.
Kim yanına gelse ona ihtiram eder, bazen kendi elbisesini onun altına sererdi veya minderinin üzerine oturttururdu.
Resulullah (s.a.a) sevinçli ve öfkeli anlarında hep aynı idi. Hak sözden başka bir şey söylemezdi.
Hazret salatayı bazen hurma ile bazen de tuz ile birlikte yerdi. Meyvelerin içinde en çok taze üzüm ve kavunu severdi. En çok yediği yiyeceği hurma ve su idi. Sütü hurma ile birlikte içerdi. Onları "iki temiz yiyecek" olarak adlandırırdı.
Hazretin nezdinde en iyi yiyecek et idi. Sulu yemek şeklinde yerdi. Kabağı severdi. Avlanmış hayvanın etinden yerdi. Ama kendisi hayvan avlamazdı. Bazen ekmek ile yağ yerdi. Koyun etinden, omuz, but, ve bilek kısımlarını severdi. Pişirilenlenler-den kabağı, katıklardan sirkeyi, hurmalardan "ecve" adında etli hurmayı; yeşilliklerden hindiba otu, reyhan, marul ve lahanayı severdi.[156]
49- Ş. Ebul Futuh Razi tefsirinde Resulullah (s.a.a)’ın duasında şöyle dediğini rivayet eder: "Allah’ım! Beni miskin olarak yaşat, miskin olarak öldür ve miskinlerin zümresinde haşret..."[157]
50- Aynı kitapta Abdullah b. Ebu Evfi’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Müslümanlardan birisi zekat vermek için hazretin huzuruna geldiğinde hazret onun kavim ve kabilesi için dua eder ve şöyle buyururdu; "Allah’ım! Falan şahsın ehline rahmet et!"[158]
51- Mekarim kitabında şöyle rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) iyi falı (bir şeyi iyiye yormak) severdi. Kötü faldan-yorumdan hoşlanmazdı." (Yani, her zaman iyi şeylerden konuşulmasını severdi.)[159]
52- Caferiyat kitabında Ali (a.s)’dan şöyle rivayet edilmiştir: "Birisi hazretin huzurunda yalan söyleseydi hazret gülerek "bu onun söylediği bir sözdür" buyururdu.[160]
53- Mekarim kitabında şöyle rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) konuştukları zaman veya soru sorulduğunda karşıdakinin sözünün anlaşılması ve diğerlerinin iyice anlayabilmesi için üç defa tekrar ederdi."[161]
54- Tefsir-i Kummi’de şöyle rivayet edilmiştir: "Ashap hazretin huzuruna geldikleri zaman câhiliyyet zamanının selamı olan iyi sabahlar, iyi akşamlar derlerdi. Bunun üzerine Allah-u Taâlâ şu ayeti nazil etti: "Onlar senin yanına geldiklerinde Rabbinin sana söylemediği selam ile selam verirler." Sonra hazret şöyle buyurdu: Allah ondan daha iyisini bana nasip etti "Esselam-u Aleykum" cennet ehlinin selamıdır.[162] Şemâil bölümünde Ş. Saduk’tan Mean-ul Ahbâr kitabında hazretin kimi görseydi önce selam verdiğini zikretmiştik.
55- Ş. Ebul Futuh Razi Tefsirinde Resulullah (s.a.a)’den şöyle rivayet eder: Müslümanlardan birisi Resulullah (s.a.a)’e "Selamun Aleykum" diye selam verdiğinde hazret "Aleykes Selam ve Rahmetullah", "Esselamu aleyke ve rahmetullah" dediğinde ise, "Ve aleykes selam ve rahmutulllahi ve berekatüh" diye bir şeyi fazlalaştırarak cevap verirdi."[163]
56- Caferiyat kitabında Ali (a.s)’dan şöyle rivayet edilmiştir: "Yeni bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini hazrete müjde verdiklerinde "Reyhandır ve rızkı Allah’ın üzerinedir" diye buyururdu.[164]
57- İbni Ebul Cumhur Dureru'l-Leali kitabında Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Ben zenginlerinizden sadakayı alıp fakirlerinize ulaştırmak için görevlendirildim."[165]
58- el-Kâfî'de İmam Sadık (a.s)’dan rivayet edilen bir hadiste şöyle gelmiştir: "Resulullah (s.a.a) köylüden aldığı zekatı köylüler arasında, şehirden aldığı zekatı ise şehirliler arasında paylaştırırdı."[166]
59- Mekarim kitabında Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Allah beni terbiye etti. Bende Ali’yi terbiye ettim. Rabb'im bana cömert olmayı, iyilik etmeği bağışlayıp cimrilikten uzak durmayı emir buyurdu."[167]
60- Ş. Ebul Futuh-u Razi, tefsirinde Resulullah (s.a.a)’den şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Kim bizden bir şey isterse ve bizim elimizde verme imkanı olursa asla ondan esirgemeyiz."[168]
Bu manada bir hadis Fıkhı'r-Rıza kitabında da nakledilmiştir.
61- Caferiyat kitabında Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) bir şeyi unuttuğu zaman alnını elinin içine alır ve şöyle dua ederdi, "Allah’ım hamd senin içindir. Ey her şeyin faili ve her şeyi hatırlatan rabbim, unuttuğum şeyi bana hatırlat."[169]
62- Emâli kitabında Ş. Saduk, İmam Sadık (a.s)’ın değerli babalarından şöyle rivayet etmiştir: Allah-u Taâlâ altı huyun bende olmasını ve bende, benim soyumdan gelecek vasilerime ve onların takipçilerinde olmasını sevmiyorum. Namazda oynamak, oruçluyken küfür ve boş konuşmak, sadaka verdikten sonra minnet bırakmak, cenabetli mescide girmek, milletin evini görebilecek şekilde yüksek ev yaptırıp bakmak, kabristanda gülmek.[170]
63- Tuhefu'l-Ukul kitabında İmam Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Dört şey peygamberlerin ahlakındandır. İyilik etmek, cömertlik ve bahşişte bulunmak, olaylar karşısında sabırlı olmak, müminin hakkını almak için kıyam etmek. (girişimde bulunmak)[171]
64- Caferiyat kitabında Ali (a.s)’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) yüzüğünün taşını avucunun içine alır ve bir çok zaman ona bakardı.[172]
65- Ayyâşi tefsirinde İmam Sadık (a.s) babasından O’da Peygamber (s.a.a)’den şöyle rivayet eder: "O hazret hurmaları ve ziraât mahsulünü akşam toplamayı sevmezdi.- Zira fakirlerin ve miskinlerinde ondan faydalanmasını isterdi.[173]
66- Mehasin kitabında şöyle rivayet edilmiştir: "Meyveler yetiştiği zaman Resulullah (s.a.a) bağın duvarlarının yatırılmasını emrederlerdi. Böylelikle başkaların da meyvelerden faydalanmasını isterdi.[174]
67- Kurbu'l-Esnad kitabında Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Bazıları Resulullah (s.a.a)’ın etrafında toplanırlardı. Onların hiçbir şeyleri yoktu. Ensar ve Medine ehli her hurmalıktan bir salkım onlara verilmesini önerdiler -ve buna amel ettiler- bundan sonra bu sünnet halini aldı."[175]
68- Evarifu'l Maarif kitabında şöyle nakledilmiştir: "Cebrail (a.s) şöyle buyurdu, yeryüzünde bulunan bütün aileleri gezdim. Dünya malını Resulullah (s.a.a)’den daha çok bağışlayanı bulmadım.[176]
69- Caferiyat kitabında İmam Seccad, babası Hüseyin (a.s)’dan O’da babası Emirü'l Müminin (a.s)’dan şöyle rivayet eder: bir dilenci hazretin huzuruna gelseydi. Hazret "önemli değil", "önemli değil" buyururlardı.[177]
70- Evarifu'l-Maarif kitabında Cabir’den şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a)’den bir şey istendiği zaman hiç bir zaman hayır demezdi. İbni Uteybe şöyle söylüyor: Yani, eğer elinde bir şey olmasaydı bahşiş için vaât verirdi.[178]
71- Evarifu'l-Maarif kitabında zikredilmiştir ki; Resulullah (s.a.a) bir yere ordu göndermek istediği zaman günün ilk saatlerinde öğleden önce gitmelerini emrederdi.[179]
72- el-Kâfî kitabında İmam Sadık (a.s)’tan şöyle rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) bir yere ordu gönderdiği zaman onlar için dua ederdi."[180]
73- Kurbu'l -Esnad kitabında Reyyan b. Salt ‘tan rivayet edilmiştir. İmam Rıza (a.s)’ın şöyle buyurduğunu duydum: "Resulullah (s.a.a) bir yere ordu göndermek istediği zaman onlara bir emir-komutan seçip sonra, en itimat edilir kimselerden birisini de onlar ile ilgili haber ve olaylar ile ilgilenmesi için birlikte gönderirdi.[181]
74- el-Kâfî’de İmam Sadık (a.s)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) orduyu bir yere göndermek istedikleri zaman özelde emiri, genelde bütün orduyu takvaya ve Allah’tan korkmaya emrederdi ve şöyle buyururlardı: "Allah’ın adıyla! Kafirler ile savaşın, hile yapmayın, ihanet etmeyin, kulak ve burunlarını kesmeyin, çocukları ve dağda ibadet edeni öldürmeyin, hurma ağaçlarını ateşe vermeyin, onu su ile boğmayın, hiç bir meyve ağacını kesmeyin, ziraata ateş vermeyin; zira bilmiyorsunuz, şayet ona muhtaç olabilirsiniz.dört ayaklılardan helal etli ve mecbur olduğunuzda diğerlerini yiyin, takip etmeyin. Düşmanlar ile karşı karşıya geldiğiniz zaman onları üç şeyden birisine davet edin; Müslüman olmaya, cizye vermeğe veya savaştan el çekmeğe davet edin. Eğer bunlardan birisini kabul ederlerse onlar ile savaşmayın.[182]
75- Caferiyat kitabında Ali (a.s)’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) düşman ile karşı karşıya geldiği zaman piyadeleri, atlıları, deveye binenleri savaş için hazırlar ve sonra şöyle buyururdu: "Allah’ım! Sen benim sığınağım, yardımcım ve tehlikeleri benden uzaklaştıransın, Allah’ım senin yardımınla saldırıyor ve savaşıyorum."[183]
76- Mecmau'l-Beyan’da Gutade’den şöyle nakledilir, "Resulullah (s.a.a) savaş meydanında hazır oldukları zaman, "Ey Rabb'im! Hak ve hakikat üzere hükmet." derdi.[184]
77- Nehcü'l-Belâğa kitabında Ali (a.s)’ın Muaviye’ye yazdığı mektupta şöyle buyuruyor: "Savaş iyice kızıştığı zaman bütün millet korkudan suskunlaştığında Resulullah (s.a.a) kendi Ehl-i Beyt’ini ordunun ön saflarına gönderirdi. Ashabını akrabaları vasıtasıyla kılıç ve mızrak tehlikelerinden korurdu.[185]
78- Menakib kitabında Abbasi halifesi Mem’un’un İmam Rıza (a.s)’ı veliyy-i ahd olarak seçmesi olayında bey’at alırken İmam şöyle buyurdu: "Resulullah (s.a.a) milletten şöyle bey’at alırdı. Sonra İmam (a.s) eli milletin elinden üste olacak şekilde onlardan bey’at aldı.[186]
79- Caferiyat kitabında Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) kadınlar ile tokalaşmazdı. Onlardan bey’at almak istediği zaman içinde su bulunan bir kabı getirtip, mübarek elini suya daldırırdı. Sonra kadınların ellerini suya daldırmalarını ister ve ben sizin bey’atınızı kabul ettim. Buyururlardı."[187]
80- Daaimu'l-İslam kitabında Resulullah (s.a.a)’den şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.a) kadınlar ile bey’at ettiğinde şart ettiği konulardan birisi de kadınların mahremlerinin dışında ki erkekler ile konuşmaması idi.[188]
81- Camiu'l-Ahbâr kitabında rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) bir erkeğe bakıp sevdiği zaman, mesleği var mı? diye sorardı. İşsizdir. Dediklerinde gözümden düştü. Buyururdu. Niçin? Ey Resulullah (s.a.a) diye arz edildiğin de, mü’min boş ve işsiz kaldığı zaman dinini geçimine alet eder diye buyururdu."[189]
82- Daaim kitabında İmam Sadık (a.s)’dan rivayet edilmiştir: "Borç, ödünç ve misafir ağırlamak sünnettendir."[190]
83- Mecmau'l-Bahreyn kitabında rivayet edilmiştir: Resulul-lah (s.a.a) (bozuk-sahte) fasit dirhemleri borç aldığı zaman, geriye sağlam dirhemler verirdi."[191]
84- Tefsir-i Ayyâşi’de iki İmamdan birisinden; İmam Bakır ya İmam Sadık (a.s)’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: Allah-u Taâlâ bana dört kişiyi sevmemi vahiy etti; Ali, Ebuzer, Salman, Mikdad.[192] Bunu Taberî’de el-İmame kitabında zikretmiştir.
85- Hazremi kitabında Cabir İmam Bakır (a.s)’dan O’da Resulullah (s.a.a)’den şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Cebrail bana gelerek Allah-u Taâlâ’nın Ali’yi sevmemi ve başkalarını da onun dostluk ve velâyetine davet etmemi emrettiğini söyledi."[193]
86- Aynı kitapta İmam Sadık (a.s) Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Rabb'im altı hasleti bana emretti; fakirleri sevip onlara yakınlaşmamı, "La havle ve la kuvvete illa billah" zikrini çok söylememi, akrabalarım her ne kadar benden uzaklaşsalar da onlar ile sıla-i rahim etmemi, dünya açısından benden aşağıda olanlara bakıp üstte olanlara bakmamamı, Allah yolunda milletin kınamalarına aldırmamamı, acı da olsa hakkı söylememi, hiç kimseden bir şey istemememi."[194]
87- Evarifu'l-Maarif kitabında Resulullah (s.a.a)’den şöyle rivayet edilmiştir: "Var gücünle gece gündüz birisini aldatma fikrinin kalbine girmemesi için çalış, zira bu iş benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimi ihya ederse (yaşatırsa) beni ihya etmiştir. Beni ihya eden cennette benim ile birliktedir.[195]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder